10 Nisan 2026 Cuma

Bir Zamanlar Şile


Şile anlatılmaz yaşanırdı. Bu duygu 1970’lerin sonuna kadar böyleydi diyebilirim. Belki 1980’leri de katabiliriz. Benim için Şile’nin altın çağı 1960’lardı. Kuşkusuz bu niteleme öznel. Şile’nin her kuşağının kendine göre bir Şile altın çağ tarihi ve betimlemesi vardır. Tiyatro sanatçısı Şile'li İsmet Ay için 1950'li yıllar unutulmazdı.

Şile çok yakın tarihlere kadar kasaba nüfusu 3000’i aşmayan, adeta birbirine akraba bir topluluğa ev sahipliği yapıyordu. Sanki yakın ve uzak akraba gruplarının oluşturduğu bir sosyal çevreden söz ediyoruz. Bu akrabalık etnik köken bağlantılarını aşan, bir arada ve yalıtık bir çevrede yaşamaktan kaynaklanan bir sosyolojik olguydu. Kuşkusuz kasabanın yaşam modelleri farklı grupları, dışarıdan gelen memurları vardı. Yine de aynı Üsküdar caddesinde alışveriş yapan, aynı arnavut kaldırımları adımlayan, aynı doğal plajlara giden, yaş gruplarına göre ayrılmış kahvelerde sohbet eden, aynı okullarda, aynı efsane öğretmenlerden ders alan kuşakların oluşturduğu bir yaşama çevresiydi söz konusu olan.

Şile’nin kendine özgü atmosferi nasıl betimlenebilir? Buraya gelen memurları bile içine çeken bu atmosfer bağımlılık yaratacak yarı mistik, tarif edilmesi zor ögeler taşır. Herkesin mutluluk reçetesi farklıdır. Şile eczanesinde tüm reçeteleri karşılayacak ilaç koleksiyonu vardı. Şizoidler, yaşam ustaları, melankolikler, sürgün ruhlar, maceraperestler ve en sıradan olanlara kadar…

Şile’nin İstanbul gibi bir metropole bu kadar yakın olması, kaderinin kaçınılmazlığını da belirledi. Pandemi ve deprem korkusu, Şile kent dokusunun zaten artan yoğunluğunu katlayarak bugünlere getirdi. İnşaat rantının dayanılmaz çekiciliği, her toprak parçasının bir gün betonu tadacağı gerçeğini ortaya koydu.  Yerel yönetimlerin gücünü aşan rant iştahı, doymak bilmez açlığı ile eski Şile’yi yok etti. Bu olgu hemen hemen bütün kıyı yerleşimleri için de geçerli oldu. Türkiye’nin makro ekonomik yapısı ve bilinen birçok nedenle bugünkü manzara oluştu. Sorun kişiler ile bağlantılı değil. Tüm toplum katmanları bir şekilde bu süreçte pay sahibi.

Doğduğumuz, büyüdüğümüz bu coğrafyanın uzak geçmişi belki de sadece merak edenler için bir anlam ifade ediyor. Yüzlerce yıl önce yaşayan hemşerilerimiz ilk defa ne zaman yerleşik bir hayat kurdular. Birbiri ardına egemenlik mücadelesi yapan hangi güçlerin kontrolunda yaşadılar. Geçim kaynakları, karşılaştıkları zorluklar, keder ve mutluluk zamanları gibi daha birçok soru yanıtlanmayı bekliyor.

Burada, ulaşabildiğimiz kaynaklara dayanarak, antik dönemden bu yana Şile’nin serüvenini ortaya koymaya çalışacağız. Doğrusu Şile başlangıç dönemlerinde demirleme yeri, ara istasyon konumuyla coğrafi olarak büyük bir yerleşim yeri değildi. Başka bir ifadeyle, ulaşabildiğimiz kaynaklarda görünen manzara bu. Şile, çevresi ormanlar ile kaplı, daha çok deniz bağlantılı ulaşıma sahip, doğal liman olarak da sınırlı olanakları olan bir bölgeydi. Bu özelliği 20.yy.ın ilk on yıllarına kadar değişmedi diyebiliriz.

Şile’nin özellikle merkez yerleşiminin geçmişini konu alan sistematik bir arkeolojik araştırma yapılmadı dersek abartmış olmayız. Şile’yi konu alan araştırmaların referans kaynakları oldukça sınırlı ve birçok araştırma bu kaynakları tekrar etmekle yetinmek zorunda kalmış.

Değindiğimiz gibi Şile tarihi olarak hiçbir zaman büyük bir yerleşim yeri olmadı. Belgelerde ve anlatılarda deyim yerindeyse antik ve daha sonraki metinlerde arkeolojik çalışma yapan dönem yazarlarının izini sürerek derleyebildiklerimizi bir araya getireceğiz.

Neredeyse 1000 yıla yaklaşan Bizans dönemi Şile’si ile ilgili elimizde yeterli belge olmadığını yapılan akademik araştırmalarda da görebiliyoruz.

Son yıllarda Osmanlı arşivlerinde yapılan akademik çalışmalar Osmanlı erken dönemine ait vakıf ve tahrir defterleri, Şile için yeni bilgilere ulaşmamızı da olanaklı hale getiriyor.

Okuma Atlası formatı içinde, tez, makale ve basılı kitaplarda yer alan bilgileri bir araya getirerek bir bütünlük içinde Şile için bir zaman tüneli oluşturmaya gayret edeceğiz.  

B.Berksan.



1 yorum:

  1. Burada Şile'nin doğal tarihi ve coğrafyasını belgelemek için büyük bir çaba gösteren ve birçok yapıta imza atan E.Nabi Evren'in, Şile'nin kentsel dokusunu korumak için çaba gösteren Belediye Başkanlarımızdan İhsan Çayıroğlu'nun, şiirleri ile adeta Şile belleği oluşturan Atılay Erge'nin adlarını anmalıyım.

    YanıtlaSil