İşgal İstanbul'u ve Şile'nin Kurtuluşu




İşgal İstanbul’u ve Şile.

“Büyük Savaş”ta İngilizlerin Irak ve Suriye cephelerinde üstün güçler kullanarak kazandığı başarılar, ABD’nin Almanya’ya karşı savaşa girmesi, Çarlık Rusya’sının savaştan çekilmesine rağmen Avrupa cephelerindeki yenilgiler sonucunda müttefik devletler barış istemek zorunda kaldı.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi çok ağır şartlar içeriyordu. Özellikle 7.madde önemliydi. Bu maddeye göre; İtilaf (Anlaşma) Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum olduğunda, herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahip bulunacaklardı.

Boğazın doğudan kontrolu açısından Şile için de önem taşıyan bu madde, Çanakkale ve İstanbul boğazlarının da işgal ediliyor oluşu açısından önemliydi.

Savaş sırasında imzalanan gizli antlaşmalara göre Boğazlar ortak denetime tabi olacaktı.

Kırılma noktalarından biri İzmir’in işgali oldu. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgali, gelecekte neler olabileceğinin en somut göstergesiydi. Doğal olarak önemli bir Rum nüfusun Türkler ile birlikte yaşadığı Şile bölgesi de bu süreçten etkilendi. İzmir’den başlayıp giderek genişleyen Yunan işgali Karadeniz genelindeki Rumları da hareketlendirdi.

Şile’nin ormanlık coğrafi yapısı ve merkez ile ulaşımının sınırlı olması nedeniyle, Osmanlı yönetiminde geçmiş dönemde de bölgede birçok çete faaliyeti vardı. Özellikle savaşın son yıllarında ve mütareke sürecinde ortaya çıkan otorite boşluğu nedeniyle bölgeye dışarıdan da bazı yasadışı unsurlar gelmişti.

Rum Çete Faaliyetleri (Yeniköy Örneği): Şile bölgesinde mütareke sonrası en belirgin tepki, özellikle Yeniköy Rumlarının silahlı çeteler kurarak çevre Müslüman köylere saldırması olmuştur. Rum çeteleri, Ağva ve Şile civarındaki köyleri haraca bağlamış, halkı darp etmiş ve cinayetler işlemiştir. Hatta Ocak ve Mart 1919'da Yeniköy'deki jandarma karakolu Rumlar tarafından basılmış, jandarmanın silahlarına el konulmuş ve köye bir daha güvenlik gücü gönderilmemesi yönünde tehditlerde bulunulmuştur.

Todori Olayı: Şile'de bakkallık yapan  Todori, İngiliz ve Yunan makamlarından aldığı silah ve bombaları bölgedeki Rum çetelerine dağıtan bir elebaşı olarak öne çıkmıştır. Todori'nin bu faaliyetleri, bölgedeki Müslüman halk üzerindeki baskıyı artırmıştır.

Müslüman Halkın Korunma Talebi: Rum mezalimi karşısında çaresiz kalan Şileli Türkler, İstanbul Hükümeti'ne ve Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdikleri telgraflarla mal, can ve namus emniyetlerinin kalmadığını bildirerek acil yardım ve askeri kuvvet talep etmişlerdir.

Hükümetin "Heyet-i Nasiha" Girişimi: Osmanlı Hükümeti, unsurlar arasındaki çatışmayı yatıştırmak ve asayişsizliği önlemek amacıyla Mart 1919'da Şile ve civarına bir "Nasihat Heyeti" (Heyet-i Nasiha) göndermiş ancak bu heyet Rum çetelerini ikna etmekte başarılı olamamıştır.

İtilâf Devletlerinin Müdahalesi: İngilizler, bölgedeki Osmanlı jandarmasını silahsızlandırmaya çalışmış; Mart 1919'da Şile'ye gelen bir İngiliz gemi kumandanı, kaymakamı ve jandarma komutanını asmakla tehdit ederek silahların teslimini istemiştir. 24 Nisan 1920'de ise Şile, İngilizler (Hint birlikleri) tarafından resmen işgal edilmiş; telgrafhaneye, resmi binalara ve depolara el konulmuştur .

Şile Bölgesinde kuvayı milliye oluşumu 

Şile bölgesindeki Kuva-yı Milliye oluşumu, Mondros Mütarekesi sonrası bölgedeki Rum çetelerinin (özellikle Yeniköy Rumları) Müslüman halka yönelik baskıları ve bölgenin İstanbul'dan Anadolu'ya lojistik destek sağlayan "Menzil Hattı" üzerindeki stratejik konumu nedeniyle bir savunma refleksi olarak gelişmiştir.

Şile ve çevresindeki bu milli oluşumun temel özellikleri ve süreci şu şekildedir:

  • Teşkilatlanmanın Temelleri: Şile'deki Kuva-yı Milliye oluşumunun çekirdeği, İstanbul'da işgale karşı gizli faaliyetler yürütmek üzere kurulan Karakol Cemiyeti'nin Üsküdar grubu tarafından atılmıştır. Bu grubun başında Yenibahçeli Şükrü Bey bulunmaktaydı.
  • Bölge Sorumluları ve Komutanlar: Teşkilatlanma aşamasında Yusuf Ziya Bey, Şile bölge sorumlusu (mıntıkası başkanı) olarak görevlendirilmiştir. Askeri operasyonlarda ve kasabanın idaresinde ise Küçük Arslan ve Ziya Bey (Kuva-yı Milliye kumandanı) en etkin isimler olarak öne çıkmıştır.
  • Todori Operasyonu: Şile Kuva-yı Milliye oluşumunun en ses getiren eylemlerinden biri, bölgedeki Rum çetelerini silahlandıran ve bir Yunan subayı olduğu düşünülen bakkal Todori'nin etkisiz hale getirilmesidir. Karakol Cemiyeti'ne bağlı Bulgar Sadık, Demir Hulusi Bey ve Osman Kaptan grupları tarafından gerçekleştirilen bu operasyonla, bölgedeki Rum çetelerinin organizasyon gücü kırılmıştır. 

Tahliyeye hazırlanan İngiliz askerlerinin kampı



  • Menzil Hattı ve Birlikler: Şile, İstanbul'dan Anadolu'ya (özellikle Geyve hattına) silah, cephane ve insan sevkiyatı yapılan karasal güzergahın kilit noktalarından biridir. Bu hattın güvenliğini sağlamak ve çetelerle mücadele etmek amacıyla bölgede Şile Taburu, Alemdar Taburu ve İpsiz Recep (Merkez Müfrezesi) gibi farklı Kuva-yı Milliye müfrezeleri faaliyet göstermiştir.
  • Jandarma İle İlişkiler: Şile bölgesindeki Osmanlı jandarması, özellikle 1919 sonbaharından itibaren büyük oranda Kuva-yı Milliye yörüngesine girmiştir. Şile Jandarma Bölük Kumandanı Yüzbaşı Hafız Mehmet gibi isimler, milli kuvvetlerin bölgedeki faaliyetlerine göz yummuş veya bizzat destek vermişlerdir.

Kuva-yı Milliye oluşumu, hem yerel halkı Rum mezaliminden korumuş hem de Milli Mücadele'nin ihtiyaç duyduğu lojistik desteğin başkentten Anadolu'ya ulaştırılmasında hayati bir rol üstlenmiştir.

Küçük Arslan kumandasındaki Kuva-yı Milliye kuvvetlerinin Şile'ye girişi ve kasabada milli bir idare tesis etmesi üzerine İngilizlerin tepkileri şu şekilde gelişmiştir:

  • İmha ve Tahliye Faaliyetleri: Milli kuvvetlerin kasabaya girmesinden hemen önce İngilizler, stratejik unsurların Kuva-yı Milliye'nin eline geçmesini önlemek için kapsamlı bir imha hareketine girişmişlerdir. Bu doğrultuda köprüleri tahrip etmişler, topları dinamit ve bombalarla patlatmışlar ve depolarda bulunan Osmanlı silahlarını denize dökmüşlerdir. Ayrıca, bölgedeki Rum ahalinin bir kısmını gemilerle tahliye etmeye çalışmışlardır.
  • Askeri Gözdağı ve İnceleme Girişimi: 28 Haziran 1920'de bir İngiliz savaş gemisi, Üsküdar Mutasarrıfı Ziver Bey ve bir İngiliz irtibat subayının da içinde bulunduğu bir heyetle Şile açıklarına gelmiştir. İngilizlerin amacı bölgedeki durumu incelemek ve esir alınan askerleri hakkında bilgi almaktı.
  • Geri Çekilme ve Tehditlere Karşı Aciziyet: Sahile çıkan İngiliz heyetine, Şile'nin tamamen Kuva-yı Milliye tarafından kuşatıldığı ve işgal edildiği bildirilmiştir. Milli kuvvetlerin kumandanı Küçük Arslan'ın, esir alınan iki İngiliz askerini Adapazarı'na gönderdiği heyete iletilmiştir. İngilizlerin kasabaya müdahale etmesi veya ateş açması durumunda, Şile'deki Hıristiyan ahalinin can güvenliğinin tehlikeye gireceği yönünde sert bir uyarı yapılmıştır. Kasabanın her sokağında ve ev köşesinde milli kuvvetlerin tertibat aldığını gören İngilizler, herhangi bir eylemde bulunamadan ertesi gün bölgeden ayrılmak zorunda kalmışlardır.
Şile'nin Milli İdareye Geçişi: Kuvayı Milliye’nin Şile’yi ele geçirmesi.

Affedilmiş bir çeteci olana Küçük Aslan, (Osmancık Taburu 2.Bölük Komutanı unvanı taşıyordu) 19 Haziran 1921’de Ömerli’yi kontrol altına aldı. Daha sonra Heciz karakolundaki silahlara el koyduktan sonra Şile’ye hareket etti. 

İngiliz kuvvetlerinin daha önce boşalttığı Şile’ye giren Küçük Aslan, sorunsuz olarak mevcut hükümet idaresini teslim aldı. Yeniköylü Rumlara gönderilen uyarı heyetine net bir cevap verilmemesi üzerine, köy kuşatıldı. Ertesi gün çatışma sonucu ele geçirilen köydeki ahali tahliye edildi. Ormanlara sığınan halkın bir bölümü Şile’ye getirildi. 

Kaybolan 2 İngiliz askeri için 28 Haziran’da deniz yoluyla gelen İngiliz heyeti ile kıyıda yapılan görüşmelerde, anılan askerlerin Kandıra’ya gönderildiği bildirildi. Kasabaya kabul edilmeyen heyet geri döndü. 

Şile’yi kontrol eden Kuvayı Milliye güçleri Batı Anadolu ve Güney Marmara’daki Yunan harekâtını dikkate alarak, buradan ayrılma kararı aldı.

İngilizlerin Şile'yi (Yunan birlikleri ve Kuva-yı İnzibatiye ile birlikte gerçekleştirdikleri) ikinci işgali
yaklaşık 14 ay sürmüştür.

Kaynaklara göre bu sürecin dökümü şöyledir:

  • İşgalin Başlangıcı: Kuva-yı Milliye’nin Haziran 1920’de Şile'de kontrolü ele geçirmesinin ardından, İngiliz ve Yunan kuvvetleri Temmuz ayında karşı harekat başlatmıştır. Bu harekat sonucunda 28 Temmuz 1920’de önce Yunan birlikleri Şile’ye girmiş, bir gün sonra 29 Temmuz 1920’de ise İngiliz askerleri ve Kuva-yı İnzibatiye birliği kasabaya ulaşmıştır.

Şile'yi işgal eden Yunan kuvvetlerinin bölgedeki eylemleri, Temmuz 1920'den Nisan 1921'e kadar süren ve Müslüman ahali için büyük acılara yol açan sistematik bir baskı ve zulüm dönemini kapsamaktadır. Bu eylemler şu başlıklar altında özetlenebilir:

İşgalin Başlangıcı ve İdari Baskılar

  • Resmi Binaların İşgali: 28 Temmuz 1920'de Şile'ye giren Yunan birlikleri; hükümet konağı, telgrafhane, liman ve gümrük dairelerine el koymuştur.
  • Gasp ve Yağma: İşgal sırasında telgrafhanenin kasası kırılarak resmi mühür gasp edilmiş, gümrük dairesi ambarındaki mallara el konulmuştur.
  • Siyasi Cinayetler: Eski Şile Belediye Reisi Ali Rıza Efendi, cinayet zanlısı bahanesiyle tutuklanmış ve Kasım 1920 başında "firara teşebbüs ettiği" iddiasıyla katledilerek dini kurallara aykırı şekilde defnedilmiştir.

Köylere Yönelik Sistematik Zulüm ve Katliamlar: Yunan müfrezeleri, özellikle Teğmen Kaçaros komutasında, Şile çevresindeki Müslüman köylerine (Erenler, Korucu, Meşrutiyet, Karamandere, Kabakoz vb.) yönelik ağır saldırılar düzenlemiştir:

Ekonomik Çökertme ve Tahribat

  • Yağma ve Haraç: Köylülerin hayvanlarına, paralarına ve hasatlarına sürekli el konulmuştur. Köy heyetlerinden "kurtuluş akçesi" adı altında büyük miktarlarda fidye talep edilmiştir.
  • Köy Yakmalar: Hüseyinli, Sırapınar ve Koçullu gibi köyler, Yunan taburları tarafından önce yağmalanmış, ardından içindeki mahsullerle birlikte tamamen yakılmıştır.

Rum Çeteleriyle İşbirliği ve Silahlandırma

  • Yerel İşbirliği: Yunan kuvvetleri, Yeniköy ve Paşaköy Rum çetelerini hem lojistik olarak desteklemiş hem de saldırılarda beraber hareket etmişlerdir.
  • Geri Çekilirken Bırakılan Tahribat: Nisan 1921'de Şile'den çekilen Yunanlılar, gitmeden önce Hacımustafa köyünde son bir katliam yapmış ve yerli Rumlara Türk köylerine saldırmaları için iki binden fazla silah ve bomba bırakmışlardır.

Özetle, Yunan kuvvetlerinin Şile'deki eylemleri; halkı sindirerek bölgeyi Türklerden arındırmayı ve Müslüman ahaliyi tamamen savunmasız bırakarak yerel Rum çetelerinin insafına terk etmeyi hedeflemiştir.



İstanbul: Kocaeli bölgesindeki işgali pekiştirmek amacıyla 11. Yunan Tümeni (Manisa Tümeni) Eylül 1920'de deniz yoluyla İstanbul'dan Derince ve İzmit'e nakledilmiştir. Ayrıca 39. Efzon Alayı da Beykoz bölgesine getirilmiştir.

  • Mağlubiyet ve Tahliye: 1921 Mart ayındaki muharebelerde (II. İnönü) Yunanlıların başarısız olması ve ardından gelen süreçte Şile ve Beykoz'daki Yunan birlikleri Nisan 1921 başı itibarıyla bölgeyi terk etmiştir.
  • İşgalin Sona Ermesi: İngiliz 84. Liva Kumandanı General Shuttleworth, 1 Ekim 1921 tarihinde Üsküdar Mutasarrıfı'na Şile'deki İngiliz askerlerinin 15 Ekim’e kadar geri çekileceğini bildirmiştir. Bu doğrultuda, 18 Ekim 1921 tarihi itibarıyla İngiliz askerleri, geride sadece bir yüzbaşı bırakarak Şile’yi tamamen boşaltmış ve asayişi Osmanlı jandarmasına terk etmişlerdir.


Tarafsız bölge 13 Mayıs 1921 tarihinde ilan edilmek üzere hazırlanan beyanname ile açıklığa kavuşturulmuştu. Müttefik Yüksek Komiserleri Rumbold, Garroni ve Pelle tarafından hazırlanan beyannamede; İngiltere, Fransa ve İtalya işgali altındaki bölgelerin;

a. İstanbul yarımadasının batı sınırı; Sinekli-Büyükçekmece hattı,

b. İzmit yarımadasının doğu sınırı; Ağva-Yarımca hattı, tarafsız bölgenin; Avrupa tarafında Bolayır-Büyük Çekmece, Asya tarafında ise Karabiga-Gebze arasındaki bölgeyi kapsayacağı izah edilmişti.



İngiliz Kuvvetlerinin Ayrılma Nedeni İngilizler, Yunanlılar ayrıldıktan sonra bölgede bir süre daha sembolik bir varlık (kontrol subayları) bulundurmuş, ancak 1921 sonbaharında tamamen çekilmişlerdir:

  • Mütareke Döneminin Sonu ve Tarafsızlık: 13 Mayıs 1921'de İtilaf Devletleri, Anadolu'daki savaşa karşı İstanbul'un Anadolu yakasını "tarafsız mıntıka" ilan etmişlerdir.
  • Stratejik Geri Çekilme: İngiliz 84. Liva Kumandanı General Shuttleworth, 1 Ekim 1921'de yaptığı ziyarette, mütareke döneminin sonuna gelindiğini, yakında ya kesin savaş ya da kesin barışın gerçekleşeceğini belirterek Şile ve Gebze'deki İngiliz askerlerini 15 Ekim'e kadar geri çekeceğini bildirmiştir.
  • Asayişin Devri: İngilizler, 18 Ekim 1921 itibarıyla Şile'yi tamamen boşaltarak asayişi yeniden teşkil edilen Osmanlı jandarmasına terk etmişlerdir.

Gün gün Şile'ye doğru

3 ncü Kolordu'nun İzmit bölgesine intikal yürüyüşü 28 Eylül 1922'den sonraki günlerde de aralıksız devam etmiş ve bu kolordu 30 Eylül 1922 akşamı karargâhı ile Sapanca'ya, 1 nci Piyade Tümeni'yle İznik kuzeyinden Orhaniye bölgesine, 61 nci Tümeni'yle Yenişehir kuzeyine ve Mürettep Süvari Tümeni' yle 2 Ekim'de Şile-Yarımca hattına varacak şekilde hareketini çabuklaştırması istenmişti.

30 Eylül 1922'de Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa'nın imzasıyla 2 nci Ordu Komutanlığı'na aşağıdaki emir verildi: "Mudanya Askerî Konferansı'nın cereyanı esnasında kıtaların, Kocaeli yarımadasında, batısına geçmeyeceği hat Yarımca- Şile hattıdır. Buna göre Yarımca-Şile hattı karşısında hiç olmazsa süvari keşif kollarımızın 3 Ekim 1922'ye kadar bulunmuş olması gerekir. Önlem alınmasını ve sonucun bildirilmesini rica ederim." 30 Eylül 1922 Batı Cephesi Komutanı İsmet"

Mudanya Konferansının başlayacağı 3 Ekim 1922 günü TBMM Ordularının durumu şöyleydi:

Şükrü Naili Paşa'nın komutasındaki 3 ncü Kolordu'nun bir süvari tümeni Şile'ye, 1, 61 ve 51 nci Tümenleri Gebze ile İzmit arasındaki bölgeye varmışlardı. Kocaeli Grubu Adapazarı, Geyve, Sapanca, Karamürsel ve Yalova bölgelerindeydi. Askerî bakımdan Mudanya Konferansı Türk askerî hakimiyeti ve üstünlüğü altında başlıyordu.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

7 Ekim 1922 sabahından itibaren yürüyüşe başladılar. 2 nci Kolordu karargâhı ve 3 ncü Tümen Edremit'te, 7 nci Tümen Burhaniye'de, 3 ncü Kolordu'nun Mürettep Süvari Tümeni Şile ve civarında, 1 nci Tümen Karabiga'da, 61 nci Tümen Kalburnu köyündeydi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

General Harrington 8 Ekim sabahı diğer generallerin aracılığı ile İsmet Paşa'ya gönderdiği mektupta özet olarak;

"1. Her türlü çatışmanın ve harekâtın durdurulacağı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yapılan vaatlerin aksine harekât devam etmektedir.

3. Bir tümen kadar olduğu tahmin edilen bir kuvvet, topçu ve süvari ile birlikte, Yarımca'daki sınırı geçerek Karayakuplu' ya ve diğer Türk süvarileri Yarımca ve Şile'ye gelmişlerdir.

4. Bu suretle tarafsız bölge geçilmiştir. Tarafsız bölgelere tecavüzün sorumluluğu bu tecavüzü yapanlara aittir.

İsmet Paşa, General Harrington'un bu mektubuna aynı gün cevap vererek özetle aşağıdaki hususları yazdı:

Yarımca, Karayakuplu ve Şile’de söz konusu edilen harekât da birliklerin iç hareketlerindendir. Zira tarafsız bölge Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’yle müttefik hükümetler arasında hiçbir zaman kararlaştırılmamış ve bu hususta hiçbir bağlantıya girilmemiştir.

10 Ekim

Mustafa Kemal Paşa'nın İsmet Paşa'ya gönderdiği telgraf şöyleydi: "Projenin 11 nci maddesi için: Ayırıcı hatlar saptanırken, Kocaeli yarımadasında Şile-Gebze-Darıca hattını kabul ettirmeye çalışınız.

Mudanya mütarekesi

11. madde:  Anadolu'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kıtaları aşağıda gösterilen ayırıcı hatlar üzerinde duracaklardır ve bu hatları barış konferansının açılması ve devamı süresince geçmeyeceklerdir. Yukarıdaki ayırıcı hatlar müttefik ordulardan her birinden birer subayla Büyük Millet Meclisi ordusundan bir subaydan birleşik olmak üzere karma komisyonlar tarafından sınırlandırılacaktır. Müttefik hükümetlerle TBMM Hükümeti her türlü olayın önünü alacak gerekli ihtiyat tedbirlerine başvurmakla beraber aşağıdaki bölgelerde kendi kuvvetleri miktarını çoğaltmamayı ve tahkimat veyahut askerî faaliyetlere girişmemeyi taahhüt ederler.

İzmit yarımadasında; Boğaziçi'nden başlayarak Şile-Darıca hattının 15 kilometre doğusunda bir mesafeye kadar.

12 Ekim 1922'de Batı Cephesi Komutanlığı, yayınladığı 108 No.lu Cephe emriyle ordulara aşağıdaki direktifi verdi:  "

1.     a.1 nci Ordu Karargâhı İzmit'te kalacak. Bu ordunun kuruluşunda 3 ncü ve 4 ncü Kolordularla Kocaeli Grubu ve Mürettep Süvari Tümeni bulunacaktır. 

b. 3 ncü Kolordu Ağva, Şile, Gebze, Darıca, İzmit bölgesi içinde yerleşecek, bir piyade tümeni Gebze'de bulunacaktır. 

c. Mürettep Süvari Tümeni Şile güney doğusunda yiyecek ve barınak bakımından elverişli bir bölgeye yerleştirilecek. 

d. Kocaeli Grubu Adapazarı ve İzmit arasına yerleşecek.

TÜRK İSTİKLÂL HARBİ II NCİ CİLT BATI CEPHESİ 6 NCİ KISIM 4 NCÜ KİTAP İSTİKLÂL HARBİ’NİN SON SAFHASI, Gn.Kur. Basımevi 1995

7 Ekim 1922 tarihinde Türk süvari unsurlarının Şile'ye girişi, bölgede fiilen büyük bir işgal ordusu bulunmasa dahi stratejik ve siyasi bir "kurtuluş" anlamı taşımaktadır. Bu süreçte kurtuluşun kime karşı ve neye yönelik olduğu şu başlıklarla açıklanabilir:

1. "Tarafsız Bölge" Statüsünden ve İtilâf Denetiminden Kurtuluş İstanbul'un Anadolu yakası, Mayıs 1921'den itibaren İtilâf Devletleri tarafından "tarafsız mıntıka" (neutral zone) ilan edilmişti. Bu statü gereği bölgeye Ankara Hükümeti'ne bağlı askeri birliklerin girmesi yasaktı. Türk süvarilerinin 6-7 Ekim 1922 gecesi Şile'ye girmesi, İtilâf Devletleri'nin bu dayatmasını fiilen sona erdirmiş ve bölgeyi TBMM Hükümeti'nin egemenliği altına sokmuştur. Yani bu bir siyasi ve idari kurtuluştur.

2. Yerel Rum Çetelerinin Mezaliminden Kurtuluş Yunan ve İngiliz düzenli birlikleri bölgeyi boşaltırken, arkalarında silahlı ve organize yerel Rum çeteleri bırakmışlardı. Özellikle Kaçaros gibi Yunan subaylarının Şile ve Yeniköy Rumlarına binlerce silah ve bomba dağıttığı bilinmektedir. Düzenli ordular çekilse de bu çeteler Türk köylerine saldırmaya, insan kaçırmaya ve haraç toplamaya devam etmiştir. Türk süvarilerinin gelişi, halkı bu çete teröründen kesin olarak kurtarmıştır.

3. İstanbul Hükümeti'nin Sembolik ve Etkisiz İdaresinden Kurtuluş İngilizler bölgeyi boşalttıklarında asayişi, İtilâf kontrolündeki İstanbul Hükümeti'ne bağlı Osmanlı jandarmasına bırakmışlardı. Ancak bu jandarma gücü hem sayıca yetersizdi hem de İngilizlerin baskısı nedeniyle hareket kabiliyeti sınırlıydı. Milli kuvvetlerin girişiyle, İstanbul Hükümeti'nin etkisiz ve vesayet altındaki yönetimi yerini Milli Mücadele'nin tam yetkili idaresine bırakmıştır.

4. Psikolojik ve Siyasi Eşik Büyük Taarruz sonrası Türk ordusunun Boğazlar ve İstanbul üzerine yürümesi, İngilizleri büyük bir paniğe sevk etmiş, bölgede siperler kazdırıp tahkimat yaptırmışlardı. Süvarilerin Şile'ye girişi, Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922) öncesinde Türk tarafının bölgedeki fiili hakimiyetini tescillemiş ve İtilâf Devletleri'ne karşı masada elini güçlendirmiştir.

Nüfus Hareketleri ve Rum Göçü

  • Türk ordusunun gelişi ve bölgedeki hakimiyetin el değiştirmesiyle birlikte, çetelere destek veren yerli Rum ahalinin bir kısmı Şile'yi terk ederek İstanbul merkezine veya deniz yoluyla başka bölgelere göç etmeye başlamıştır.
  • Fiili Terk Süreci (1922-1923): Resmi mübadele süreci başlamadan önce, Türk ordusunun 1922 yılındaki büyük zaferi bölgedeki Rumlar arasında panik yaratmıştır. Eylül 1922 itibarıyla İstanbul civarındaki pek çok Rum, can güvenlikleri endişesiyle veya Yunan ordusunun çekilmesine paralel olarak mülklerini terk ederek İstanbul merkezine veya yurt dışına kaçmaya başlamıştır.
  • Toplanma ve Sevkiyat: Mübadele kapsamında bölgeyi terk eden Rumlar genellikle İstanbul ve İzmir gibi kıyı kentlerinde toplanarak deniz yoluyla Yunanistan'a sevk edilmiştir. 1923 yılı bahar ve yaz aylarında devam eden bu göçler sonucunda, Şile ve Beykoz gibi İstanbul çevresindeki bölgelerde hemen hemen hiç Rum kalmadığı rapor edilmiştir

 Sonuç olarak Şile Rumları, bölgenin 1922 İstanbul sınırları dışında kalması nedeniyle Lozan Antlaşması'nın zorunlu mübadele hükümlerine tabi olmuş ve 1923 yılı içinde büyük oranda deniz yoluyla bölgeyi terk etmişlerdir.


Kuvayı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu 1919-1921 Dr.Adnan Sofuoğlu, Gen.Kur. Basımevi 1994

Milli Mücadele Yıllarında Marmara Bölgesinde Faaliyet Gösteren Çeteler, Osman Akandere

Mütareke Döneminde İstanbul Rumları, Dr.Hülya Toker, Gn.Kur. Basımevi, 2006

Mütareke Döneminde (1918-22) İstanbul'un Anadolu Yakasında Asayiş Problemleri,  Murat AydoğduY.L.Tezi, 2009

TÜRK İSTİKLÂL HARBİ II NCİ CİLT BATI CEPHESİ 6 NCİ KISIM 4 NCÜ KİTAP İSTİKLÂL HARBİ’NİN SON SAFHASI, Gn.Kur. Basımevi 1995

Abdurahman Bozkurt (2010). İtilaf Devletleri’nin Türk-Yunan Savaşı’nda Tarafsızlık İlanı (13 Mayıs 1921). Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, XXVI(), 27-54.

Şile’nin Kurtuluşu, Birinci Dünya Harbi ve Mütareke Dönemlerinde Şile, Mümin Yıldıztaş, Şile Belediyesi Yayınları, 2017



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder