19.Yüzyılda Şile I

19.yy.Şile’sini anlamak için, yüzyıl ortasından sonra  başkentin idari sınırları içine alınan bir bölgenin, ülke ölçeğindeki değişimden ne şekilde etkilendiğini dikkate almak gerekir.

19.yüzyılda Karadeniz artık Osmanlıların tek başına kontrol ettiği bir deniz değildir. Donanma 1827’de  Navarin’de yokedilmiş, Kırım (1856) savaşı dışında, Rusya sürekli Osmanlılara karşı üstünlük sağlamış, 1821 Yunan isyanı sonucu ilk defa bir Balkan devleti Yunanistan bağımsızlığını kazanmıştı. Devletin bir valisi isyan  etmiş, batılı güçlerin araya girmesi ile durdurulabilmişti.  Ahşap donanmanın 1853 yılında Sinop baskınında yanarak yok olması da önemlidir. 

Kara ordusu yeniden düzenlenmek zorunda kalmıştı. Merkezi yönetimin zayıflamasına paralel olarak, ayan denilen yerel güç odakları devlet otoritesini hiçe sayan bir yaklaşım içindeydiler.

1877-78 Osmanlı Rus Savaşı da, Şile kırsalınde yeni yerleşmelerin oluşması açısından önemlidir. Bu savaş ve sonrasında bölgeye yerleştirilen göçmenler, kültürel ve sosyolojik olarak Şile nüfus kompozisyonunda önemli bir yere sahiptir.

1839 Tanzimat, 1856 Islahat fermanları ile devlet gelişmelere ayak uydurmanın yollarını aramış, olumlu etkilerine rağmen bu girişimlerin bazı istenmeyen sonuçları da olmuştur. I. Meşrutiyet (1877) Osmanlı Rus savaşı nedeniyle askıya alınmıştır. B.Berksan

Meraklıları için daha geniş bir özet:

🔎Osmanlılar 4

İdari Yapılanma 

Şile'nin idari yapılanması, 19. yüzyıldaki mülki reformlar ve İstanbul Vilayeti'nin teşkilat süreci boyunca çeşitli aşamalardan geçmiştir. Şile Kocaeli’ne bağlı iken, bu süreçte statüsü ve bağlı olduğu makamlar açısından şu değişimleri yaşamıştır:

1. Tanzimat Sonrası ve Zabtiye İdaresi Dönemi (1865-1870)

  • Müşirliğe Bağlanma: 1864 Vilayet Nizamnamesi'nden sonra, 1865 yılında Şile-Beykoz kazası olarak birleştirilerek idari, mali ve inzibati işleri bakımından Zabtiye Müşirliği’ne bağlanmıştır.
  • Özel Meclis: Bu kazaların işlerini yürütmek üzere Bab-ı Zabtiye bünyesinde "Meclis-i İdare-i Liva-i Zabtiye" adında özel bir meclis kurulmuştur.
  • Müdürlük Statüsü: 1870 yılında ilan edilen nizamnameye göre Şile, Zabtiye Müşirliği idaresindeki bir müdürlük olarak kaydedilmiştir.

2. Statü Değişikliği: Müdürlükten Kaymakamlığa (1875-1876)

  • Üsküdar’a Bağlılık: 1875 (1291) yılı devlet salnamesine göre Şile, Üsküdar Mutasarrıflığına bağlı bir müdürlük statüsündedir.
  • Kaza Statüsü: 1876 (1292) yılından itibaren Şile'nin statüsü yükseltilerek bir kaymakamlık (kaza) haline getirilmiş ve bu tarihten itibaren salnamelerde kaymakamlık olarak zikredilmeye başlanmıştır.

3. Şehremaneti ile Doğrudan İlişki (1879-1909)

  • Doğrudan Muhabere: 1879 (1295) yılından itibaren Şile Kaymakamlığı, idari açıdan doğrudan Şehremaneti (Belediye) ile yazışmaya/muhabere etmeye başlamıştır.
  • Müstakil Kaza Dönemi: 1884-1910 yılları arasındaki salname kayıtlarında Şile; Adalar, Kartal, Gekbuze (Gebze) ve Beykoz ile birlikte Şehremaneti’ne bağlı müstakil kazalar arasında yer almıştır.

4. II. Meşrutiyet ve İstanbul Vilayeti Dönemi (1909 Sonrası)

  • Üçüncü Sınıf Kaza: 4 Ağustos 1909 tarihli "İstanbul Vilayetinin Teşkilatına Dair Kanun" ile Şile, üçüncü sınıf bir kaza olarak tanımlanmıştır.
  • Üsküdar Sancağına İlhak: Yeni kurulan İstanbul Vilayeti yapılanmasında Şile kazası, ikinci sınıf olan Kartal ve Beykoz kazaları ile birlikte Üsküdar Sancağına bağlanmıştır.
  • Yönetim Biçimi: 1917-1918 (1333-34) kayıtlarına göre Şile, Üsküdar Mutasarrıflığına bağlı olarak bir kaymakam tarafından idare edilmeye devam etmiştir.

Özetle; Şile 19. yüzyılın ilk yarısında Koceeli’ne bağlı iken, ikinci yarısında önce Zabtiye Müşirliği’ne bağlanmış, zamanla müdürlükten kaymakamlığa yükselmiş, bir dönem doğrudan Şehremaneti’ne bağlı kalmış ve son olarak 1909 reformuyla İstanbul Vilayeti içindeki Üsküdar Sancağı'na bağlı bir kaza statüsü kazanmıştır. (1) 

Nüfus

Devlet içinde idari taksimat alanında XIX. yüzyılda 1831 nüfus sayımı önemli bilgiler vermektedir. Bu sayıma göre İzmit Sancağı; İzmit, Adapazarı Sapanca, Akhisar, Geyve, İznik, Pazarköy, Yalakabad, Karamürsel Kaymas, Şeyhler, Kandıra ve Gençli, Ağaçlı, Hendek ve Akyazı, Karasu, İpsafi, Sarıçayır, Beşdivan,  İdris Bostan, Şile, Taşköprü kazalarında oluşmaktaydı.

(2)

Ayanlar

“1798 yılında Şile ve çevresinin etkili eşkıyalarından birisi Bektaşoğlu’ydu. Bektaşoğlu’nun kazada müstahkem bir de konağı bulunuyordu. Yol kesmek, adam öldürmek ve halkı haraca bağlamak Bektaşoğlu’nun yaptığı hukuksuz işlerdendi. Kocaili mutasarrıfının emriyle Ağva ayanı Mustafa Alemdar, Bektaşoğlu’nu yakalamak için uğraştıysa da bu mümkün olmadı. 

Şile kazası ayanı Uzun Hasan da 1801 yılı başlarından itibaren isyan eden ve eşkıyalığa başlayan çevresinde nüfuzlu bir kişiydi. Uzun Hasan’ın en büyük destekçisi Ağva’da ikamet eden kendisi gibi eşkıya Kırkmak Mustafa’ydı. Bir türlü yakalanamayan Uzun Hasan ve Kırkmak Mustafa’nın idam cezaları Kocaili mutasarrıfına ihale edildi.

 

Kocaili’deki ayanlar arasında sertliği, cesareti, kahramanlığı ve halk üzerindeki etkisi ile tanınan ve daha önce eşkıyalık yaptıysa da kendini affettirmeyi beceren Şile ayanı Uzun Hasan vasıtasıyla Adapazarı ve Söğütlü’deki eşkıyalık faaliyetleri “halk zarar görmeden” sonlandırılmaya çalışıldı. Arabuluculuğu “suhuletül-beyn” için yapmaya gönüllü olan Uzun Hasan, İznikmid Kereste Emini Nuh Bey’le haberleşiyordu. “Islah-ı darulbeyn” için yola çıkacak olan Uzun Hasan’ın bu işi halledeceğine hem Kocaili mutasarrıfı ve hem de Sadaret inanıyordu. Kara Osman’ın Adapazarı’nda kalmasını istemeyen devlet, Uzun Hasan’dan Kara Osman’ı ya beraberinde alıp gitmesini veya “idam ederek” gailenin temelden ortadan kalmasını istiyordu.

 

Şile ayanı Uzun Hasan ve Bilecik ayanı Kalyoncu Ali Bey, devlete isyan eden şakileri “suhuletle” yola getirmek için devletin itimat ettiği “ricacı suretinde tavassut” eden kişilerdi.

Şile ayanı Uzun Hasan’ın arabuluculuğu ile Kara Osman etrafında ittifak kuran Kocaili ayanlarının eşkıyalıkları önlenmişti. Uzun Hasan’ın hem Kocaili ve hem de padişah nezdinde nüfuzu arttı. Fakat eşkıyalık ve zorbalığın devletin gücü ile değil, nasihat yollu teskin edilmesi ve devletten “te’dib” görmemesi uygun fırsatı bulduklarında tekrar bu işe girişecekleri anlamına geliyordu.

18. Yüzyıl: Ayanların Yükselişi ve Güvenlik Sorunları

  • Eşkıyalık Faaliyetleri: 18. yüzyılın sonlarına doğru (1798), Şile ve çevresinde asayişin bozulduğu ve bölgede nüfuzlu eşkıya reislerinin türediği görülmektedir. Bunların en bilineni, Şile kazasında müstahkem bir konağı bulunan ve halkı haraca bağlayan Bektaşoğlu'dur. Dönemin mutasarrıfı Bektaşoğlu’nu yakalamak için Ağva ayanı Mustafa Alemdar’ı görevlendirmiş ancak bir sonuç alınamamıştır.
  • Ayanların Rolü: 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında Şile'nin en dikkat çeken ismi Uzun Hasan'dır. Başlangıçta isyan ederek eşkıyalık yapan (1801) Uzun Hasan, daha sonra devlet nezdinde itibar kazanmış ve bölgedeki diğer "şakileri" ikna etmek için arabulucu (tavassut eden kişi) olarak kullanılmıştır. Uzun Hasan'ın en büyük destekçisinin Ağva'da ikamet eden Kırkmak Mustafa olduğu kaydedilmiştir

 

18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında Şile kazasının en etkili isimlerinden biri olan Uzun Hasan, başlangıçta bir eşkıya reisiyken sonradan devlet nezdinde itibar kazanmış nüfuzlu bir ayandır. Uzun Hasan'ın faaliyetleri ve nüfuzu şu başlıklar altında özetlenebilir:

1. Eşkıyalık Dönemi ve İsyan (1801)

  • İsyanın Başlaması: Şile kazası ayanı olan Uzun Hasan, 1801 yılı başlarından itibaren merkezi otoriteye isyan ederek eşkıyalığa başlamıştır.
  • Destekçileri: En büyük destekçisi, Ağva'da ikamet eden ve kendisi gibi eşkıyalık yapan Kırkmak Mustafa idi.
  • Takibat: O dönemde bir türlü yakalanamamış, haklarındaki idam cezası Kocaeli mutasarrıfına ihale edilmiştir.

2. Kişisel Özellikleri ve Nüfuzu

  • Tanınırlığı: Bölgedeki ayanlar arasında sertliği, cesareti ve kahramanlığı ile tanınan bir isimdi.
  • Halk Üzerindeki Etkisi: Halk üzerinde büyük bir etkiye sahipti; bu özelliği sayesinde daha sonraki yıllarda kendisini affettirmeyi başarmıştır.

3. Devlet Adına Arabuluculuk (Tavassut) Faaliyetleri

  • "Suhulet" Yöntemi: Uzun Hasan, eşkıyalık döneminden sonra devletin itimat ettiği bir figür haline gelmiş ve bölgedeki diğer isyancıları "suhuletle" (yumuşaklık ve ikna yoluyla) yola getirmek için arabulucu (mütavassıt) olarak görevlendirilmiştir.
  • Kara Osman Meselesi (1804): Adapazarı ve Söğütlü çevresinde terör estiren Kara Osman ve Köse oğlu Mehmed gibi eşkıya reislerini ikna etmek üzere devlet tarafından Adapazarı’na gönderilmiştir.
  • Diplomatik Başarısı: Durumun vahametini isyancılara anlatarak Kara Osman ve avenesinin tavrını yumuşatmış ve 1804 yılı başlarında bu isyanın çatışmasız bir şekilde sona ermesini sağlamıştır.

4. Askeri Görevleri ve Gücü

  • Ayanoğlu Operasyonu: Kaymas ayanı Ayanoğlu Hacı Muhammed'in ortadan kaldırılması (izale-i vücudu) görevi de Uzun Hasan'a verilmiştir. Bu operasyon için Kocaeli mutasarrıfı tarafından kendisine asker ve silah yardımı yapılmıştır.
  • Nüfuz Artışı: Başarılı arabuluculuk faaliyetleri ve eşkıya gruplarını teskin etmesi sayesinde hem Kocaeli bölgesinde hem de bizzat padişah nezdinde nüfuzu ve itibarı önemli ölçüde artmıştır.

Özetle Uzun Hasan, Şile'de hem yerel bir güç odağı hem de devletin kriz anlarında başvurduğu, bölgedeki dengeleri değiştirebilen  bir aktör olarak faaliyet göstermiştir.

 

1806 yılı sonunda çıkan Osmanlı-Rus savaşı döneminde devletin dikkatini seferlere vermesi sebebiyle Kocaili’de eşkıyalık olayları artarak devam etti. Eşkıyaya kuvvetli askerî darbe indirilememesi, yerel halktan zorla yardım alınması, ayanların eşkıyalarla işbirliği ve görevlilerin liyakatsizlikleri sebebiyle eşkıyalık eksik olmuyordu. Savaşın başladığı 1806 yılı Kasım ayından 3- 4 ay sonra İznikmid körfezi ve adalar eşkıyaların cirit attığı yerler haline geldi. “Tokmakçı” olarak adlandırılan eşkıyalar, değerli eşyalar nakleden kayıkları soyuyorlardı. Hem deniz ve hem de karada yoğunlaşan asayiş eksikliği seyahati ve yaşamı olumsuz etkiliyordu. Mudanya’dan İstanbul’a hazine ve değerli eşya götüren bir geminin Şileli Bayrakdaroğlu Mustafa tarafından ele geçirilmesi üzerine 1807 yılı Mayıs’ında İznikmid, Karamürsel, Yakakabad, Gökboza, İznik ve Değirmendere’den aynı anda kalkan kayıklarla askerî bir operasyon yapılması türünden olaylar ve müdahaleler olağan hale geldi. Söz konusu bu operasyonda Şileli Mustafa, Karadenizli Uzun Süleyman ve Söğütlülü Ali adlı eşkıya reisleri yakalanarak kelleleri kesildi. (3)


“Sonuç 18. asrın sonlarına doğru Kocaili’de olduğu gibi Osmanlı Devleti’nin tamamında eşkıyalığın arttığı gözlenmektedir. Savaşların sık ve uzun yıllara yayılması toplumda sosyal ve ekonomik yapıyı sarsmıştır. Osmanlı askerî teşkilatı olan Yeniçeriliğin bozulması da eşkıyalığın bir trend dahilinde artmasına sebep olmuştur. Kocaili, İstanbul’un yanı başında olması sebebiyle Osmanlı Devleti’ndeki genel bozulmadan en çok etkilenen yerlerden biridir. Kocaili, müstakil idaresi ile Osmanlı donanmasının kereste ihtiyacını karşılayan en önemli yerlerden birdir. Buranın Anadolu ve doğuya doğru giden yol üzerinde olması Kocaili’nin önemini daha da artırmaktadır. Kocaili mutasarrıflarının ve merkezî idarenin tüm çabalarına rağmen Kocaili çevresinde eşkıyalık faaliyetleri Ayanlık ve Yeniçeriliğin kaldırılmasına kadar mütemadiyen devam etmiştir. Bu gelişmelerden sonra Kocaili Sancağı’nda eşkıyalık olayları tamamen kalktı demek elbette söylenemez. Sadece bu tarihten sonra görülen eşkıyalık faaliyetlerinin önceki dönemlere göre çok azamaya başlamış olduğudur.” (3)

(1) Osmanlı Döneminde İstanbul’da Vilayet İdaresinin Teşekkülü, Mehmet Güneş, Türkiyat Araştırmaları Dergisi , 181

(2)Osmanlı Döneminde Şile, Mümin Yıldıztaş, Şile Belediyesi, 2019

(3)19.Yüzyıl Başlarında Kocaili Sancağı'nda Eşkiyalık, Osman KÖSE, Uluslararası Gazi Akça Koca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli Belediyesi 2015

🔎19.Yüzyılda Şile II



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder