Karadeniz'de Yunan Kolonileri

 “Şile'de ilk yerleşik kent, büyük olasılıkla denizci bir kavim olan Miletoslular tarafından Philee adıyla MÖ VIII. yüzyılda kurulmuştur. Şile'nin Kuzey kesiminde, deniz kıyısındaki kumsalın hemen ardında yükselen kayalar üzerinde bir kent inşa eden Miletoslular’ın aynı yüzyıllarda Marmara ve Karadeniz kıyılarında bir takım ticaret kolonileri kurduğu da bilinir. Nitekim Şile’de bulunan Yalı, Uçurumaltı ve Tavanlı mağaralarında bu döneme dair izler bulunmuştur.” Şile Belediyesi internet sayfası

Şile konulu birçok metinde, tarihsel olarak  “Miletos Kolonisi” başlangıç için bir ihtimal olarak belirtilmektedir. 🔎“Antik Dönem Şile” başlıklı sayfada bu olasılığın çok güçlü olmadığına değinmiştim. Aşağıda Karadeniz kıyılarının kolonizasyon süreci ile ilgili bazı bilgileri paylaşıyorum. Özellikle güney Karadeniz kolonizasyonu bizi ilgilendirmektedir.

Kolonicilerin ilk keşif seferleri Trakya kökenli Bithyn topluluklarının da bölgeye göçleri ile aynı tarihlere rastlamaktadır. Boğaz doğusu Karadeniz kıyılarında adı geçen ilk koloni Heraclea Pontus’dur. (Karadeniz Ereğlisi) Bazı tartışmalar olsa da buranın Megara tarafından kurulduğu konusunda tarihçiler ortak düşünceye sahiptir. İlk kalıcı yerleşimler içinde olan ilk Miletos kolonilerinden biri Sinope’dir. 

“Karadeniz'deki ilk Grek yerleşmelerinin tarihi ve koşulları büyük anlaşmazlık konusudur. Bu, hem konuya ilişkin edebi kanıtların dağınık karakterinin hem de batı ve kuzey sahillerindekilerden başka Pontos yerleşmeleri için de arkeolojik kanıtların azlığının sonucudur. Bir yüzyıl önce, kolonilerin büyük çoğunluğu M.Ö.VII. ve VI. yüzyıllarda gönderilmekle birlikte Trapezus ve Sinope'nin, kaynaklarımızın söylediği ya da dolaylı olarak gösterdiği gibi, VIII. yüzyıl ortasında kuruldukları sıkça düşünülmüştür(1) 

Çeşitli nedenlerle -ki bunların arasında arkeolojik açıdan doğrulanmış tarihlere artan bir güven duygusu vardır bu görüş gözden düşmüş ve Grek'lerin Karadeniz'e 700 den sonrasına değin asla giremedikleri görüşüne doğru bir düşünce gelişmiştir. Rhys Carpenter tezinde bu görüşü hem açıkça belirtmiş hem de desteklemiştir: ona göre "pentekonter'ler" bulunana değin (Carpenter bu buluşu M.Ö.VIl.yüzyıl başlarına tarihlemiştir) Grek'ler Karadeniz'den gelerek Bosphorus 'dan geçen dörtlü akıntıya karşı yola çıkamazlardı . Bununla birlik-te, B.W.Labaree ve A.J.Graham'ın makaleleri  Carpenter'in iddia-sının temellerini sarsmış ve şimdi 700'den önce Grek'lerin Karadeniz'deki uğraşılarına ilişkin referanslar bulmak bir kez daha olağan olmuştur.” (1)

Karadeniz’e gelen Yunan kolonicilerin kullandığı deniz araçları ve seyahat süreleri hakkında kaynaklarda yer alan bilgiler, antik çağın gemicilik teknolojisi ve Karadeniz’in zorlu coğrafi koşulları (özellikle İstanbul Boğazı’ndaki akıntılar) çerçevesinde şekillenmiştir.

1. Kullanılan Deniz Araçları

  • Pentekonter (Elli Kürekli Gemiler): Antik gemicilik tarihinde Karadeniz’in "açılması", teknik olarak pentekonter adı verilen güçlü elli kürekli gemilerin geliştirilmesine bağlanmaktadır. Rhys Carpenter gibi araştırmacılar, M.Ö. 680 civarında geliştirilen bu gemiler olmadan Yunanlıların İstanbul Boğazı'ndaki (Bosphorus) dörtlü güçlü akıntıya karşı ilerleyerek Karadeniz’e girmesinin mümkün olmadığını savunmuşlardır.
  • Akation ve Küçük Tekneler: Antik ticaret yazışmalarında (kurşun mektuplar gibi) "akation" adı verilen küçük teknelerin satın alındığından veya kiralandığından söz edilmektedir. Ayrıca Phasis gibi nehir ağzındaki yerleşimlerde, yerel halkın ve kolonicilerin nehir taşımacılığı için oyma tekneler (dug-outs) kullandığı kaydedilmiştir.
  • Miken ve Arkaik Dönem Gemileri: M.Ö. 2. binyıldan itibaren Ege gemilerinin Karadeniz rotası üzerinde Troya (Truva) gibi noktaları birer mola yeri olarak kullandığı bilinmektedir.

2. Seyahat Süreleri ve Rota Bilgileri

  • Kilikya - Sinop Hattı: Herodotus'un verdiği bilgilere göre, yolculuk için tam donanımlı ve hazır bir kişi, Anadolu’nun güneyindeki Kilikya’dan kuzeydeki Sinop’a 5 günde ulaşabilmekteydi.
  • Kıyı Takibi ve "Tramping": Koloniciler genellikle açık deniz yerine kıyıyı takip ederek ilerliyorlardı. Bu seyir sistemine "tramping" denilmekte olup, gemiler her gece güvenli bir limana veya koyuna (hormos) demirleyerek konaklıyordu. Bu yöntem seyahat süresini uzatsa da, Karadeniz’in beklenmedik fırtınalarına karşı daha güvenli bir yoldu.
  • Boğaz Akıntıları: Bosphorus’taki güçlü akıntılar seyahat süresini ve tekniğini doğrudan etkiliyordu. Ancak araştırmalar, yüzey akıntılarının sabahları daha yavaş olduğunu ve kıyıya yakın yerlerde kuzeye doğru akan karşı akıntıların bulunduğunu, antik gemicilerin bu akıntıları kullanarak Boğaz'ı geçebildiklerini göstermektedir.
  • Euboia - Kalkidiki: Kuzey Ege’deki kolonizasyon hareketleri sırasında, Euboia adasından yola çıkan bir geminin Kalkidiki bölgesine varmasının, İtalya veya Sicilya gibi batı rotalarına kıyasla çok daha kısa, kolay ve güvenli olduğu belirtilmektedir.

Özetle; Karadeniz kolonizasyonunda en kritik araç boğaz akıntılarını yenebilen pentekonterlerdir. Seyahat süreleri hava koşullarına ve kıyı takibi yöntemine bağlı olarak değişmekle birlikte, Anadolu’nun bir ucundan diğerine (Güneyden Kuzeye) ulaşmak antik bir gemi için yaklaşık 5 gün sürebiliyordu.



🔎Yunan Coğrafyası (Ana kıta ile koloniler arasındaki tarihsel bağlantı)

Sürecin kronolojisi.

1. Keşif ve Erken Temaslar (M.Ö. 8. Yüzyıl)

Arkaik dönemdeki kolonizasyondan önce, Ege dünyası ile Karadeniz arasında keşif amaçlı erken temaslar yaşanmıştır.

  • Keşif Dönemi: M.Ö. 8. yüzyıl, Karadeniz'in keşfedildiği dönem olarak kabul edilir. Bu dönemde yerleşik kolonilerden ziyade, ticaret veya keşif amaçlı seferler söz konusudur.
  • Efsaneler: Argonautlar efsanesinin bu keşif seyahatlerini yansıttığı düşünülse de, kaynaklar bu efsanelerin tarihsel gerçeklikten ziyade sonraki dönemlerin bir kurgusu olduğunu vurgular.

2. Birinci Aşama (M.Ö. 7. Yüzyılın İkinci Yarısı)

Karadeniz'de kalıcı Yunan yerleşimlerinin kurulmaya başlandığı ilk gerçek aşamadır.

  • Kurulan Şehirler: Sinope (Sinop), muhtemelen Trapezus (Trabzon), Histria, Berezan, Apollonia Pontica ve Amisus (Samsun) bu dönemde kurulan ilk kolonilerdir.
  • Karakteristik Özellikler: İlk yerleşimler genellikle yarımadalar üzerinde kurulmuş, iyi korunan ve limanı olan küçük ticaret merkezleri (emporion) şeklindedir. Bu aşamada şehirlerin henüz kendi tarımsal alanları (chora) bulunmamaktadır.

3. İkinci Aşama (M.Ö. 6. Yüzyılın İlk Yarısı: yak. 580–560)

Miletos'un kolonizasyon faaliyetlerini genişlettiği ve yeni toprakları iskân ettiği dönemdir.

  • Kurulan Şehirler: Olbia, Panticapaeum, Nymphaeum, Theodosia, Myrmekion, Tyritake ve Hermonassa gibi şehirler bu dönemde kurulmuştur.
  • Gelişmeler: Berezan ve Histria gibi mevcut yerleşimlerde taş yapılar ve yeni göç dalgaları görülmeye başlanır. Ayrıca bu aşamada şehirler çevrelerindeki tarım arazilerini (chora) açmaya ve kırsal yerleşimler kurmaya başlar.

4. Üçüncü Aşama (M.Ö. 560 – 530)

Perslerin İyonya üzerindeki baskısının artmasıyla (özellikle Pers kralı Kyros'un fetihleri), kolonizasyon faaliyeti zorunlu bir göç karakteri kazanır.

  • Kurulan Şehirler: Herakleia Pontika (Ereğli - M.Ö. 554), Odessus, Tyras, Nikonion ve Phanagoria bu aşamada kurulur. Ayrıca Doğu Karadeniz'deki Phasis, Gyenos ve Dioskurias (Sohum) gibi şehirler de bu dönemde Miletos tarafından tesis edilir.
  • Farklı Güçler: Miletos dışındaki güçler (örneğin Megara ve Teos) bu aşamada daha aktif hale gelir.

5. Dördüncü Aşama ve Klasik Dönem (M.Ö. 5. Yüzyılın Başları)

İyonya Ayaklanması'nın başarısızlığından sonra Karadeniz'e son büyük göç dalgası yaşanır.

  • Kurulan Şehirler: Mesembria, Kerkinitis ve Kalos Limen bu dönemde kurulan başlıca şehirlerdir.
  • Chersonesus (Kırım): Daha önce M.Ö. 6. yüzyılın sonuna tarihlense de, yeni bulgularla Dor kolonisi olan Chersonesus'un kuruluşunun M.Ö. 422/1 civarına ait olduğu doğrulanmıştır.

Arkeolojik Veri ile Yazılı Kaynaklar Arasındaki Farklılık: Kaynaklar, yazılı tarihçilerin (örneğin Eusebius) verdiği tarihlerle arkeolojik buluntuların (seramikler) her zaman örtüşmediğini belirtir. Örneğin, Olbia için 15 farklı kuruluş tarihi önerilmiş olsa da, arkeolojik veriler kuruluşun M.Ö. 620–590 arasına tarihlendiğini göstermektedir. Benzer şekilde Panticapaeum'un ilk yerleşik aşaması arkeolojik olarak M.Ö. 590'lar ile 560'lar arasına yerleştirilmektedir. (2)

Sonuç olarak, Miletos bağlantılı kolonicilerin Şile tarihindeki yeri yeniden düşünülmelidir. "Antik Dönem Şile" sayfasında belirtildiği gibi, Boğaz ile Sakarya nehri arasındaki kıyı bölgesindeki yerel halkın, koloniciler ile ilişkisi sorunlu  olmuştur. Bölgedeki ilk Miletos kolonisi Sinope'dir. Boğazdaki kolonileri ve Karadeniz Ereğlisi'ni Megaralı kolonicilerin kurduğunu da düşünürsek, Şile'nin zor deniz koşullarında bir uğrak olarak kullanılmasının ötesinde kalıcı bir yerleşim olması ihtimali değerlendirilmelidir.

(1)Karadeniz’de En Eski Grek Yerleşimleri, R. Drews,  JHs: XCVI., (1976), Çev. Doç. Dr. Ömer ÇAPAR

(2)Greek Colonisation Continuing an Account of Greek Colonies and Settlements Overseas, Edited by GOCHA R. TSETSKHLADZE(t) with JAMES HARGRAVE, PEETERS, 2024

(3)The Greek colonization in the Black Sea, International Hellenic University Master in Black Sea Cultural Studies 2013-2014


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder