Şile’nin tarihsel olarak, ulaşımda deniz yolundan
yararlandığından daha önce söz etmiştik. Karayolu ulaşımında, toplu
taşımacılığın diğer bir ifade ile Şile-Üsküdar- Ağva otobüslerinin tarihini
nasıl yazabiliriz. Bu taşımacılığın başlangıcı için neler söylenebilir?
Benim ele aldığım dönemde Şile’de otobüs taşımacılığı
rekabete dayalı değildi diye biliyorum. Tarifeler belirlenir ve uygulanırdı.
Yolcu şoför gerilimi her zaman vardı. Fiyatlar tartışılırdı.
Haksızlık etmemek adına, başlangıçta oldukça az nüfusa
hizmet ettikleri için, yeni araçları servise koymak hiç de kolay değildi. Doğrusu
maliyet sorunlarını içeriden bilenler otobüs işletmecileridir.
Bu yolculuklarda hepimizin acı, tatlı, kırgın, üzgün, neşeli
anıları vardır. Şile’ye bir an önce
ulaşmak için ayakta seyahati göze aldığımız günler…
Şile’ye ilk defa gidenler için o yemyeşil manzaranın
çekiciliği, rutin seyahat edenler için kanıksanmış olurdu. Köyler adeta geriye
doğru bir bir sayılır ve Şile’ye kavuşmanın sabırsızlığı yaşanırdı.
Otobüs yazıhanelerinde uzun yıllar bilet satanlar, o
mekanların kimliğini oluştururlardı. Genelde fazla gülümser değildiler 😊
Sorularınıza kısa yanıtlar verirlerdi. Yolculuk sırasında Şoför (otorite baba)
muavin (aksi yardımcı) yolcular büyük bir aile oluştururdu. Her ailede olduğu
gibi tartışmalar eksik olmazdı. En çok bu yolculuğu yapan turistlerin aklından
geçenleri merak ederdim! Çünkü biz her şeye alışmıştık.
İlk dönem otobüs sahipleri olarak; Ahmet Çayıroğlu, Recep
Ulus, İsmail Erdönmez Ahmet Küçük, Kapancılar’ın adlarını sayabiliriz. (Bu
konuda bilgisi olanlar lütfen paylaşsınlar)
Kar, kış demeden bizleri özlediklerimize kavuşturan tüm
otobüs emekçilerini saygıyla anıyorum.
“Bir şadırvan ve şerefesinin bir kısmı ayakta kalmış minare
kalıntısı olan Belediye Meydanı, Şile Otobüslerinin de kalkış yeriydi. Yolculuklar
yirmi iki kişilik otobüslerle bu meydandan yapılırdı.
Yolcular, sadece otobüs içinde değil; yanlarında bavulları,
kümes hayvanları, bazen de küçükbaş hayvanlarıyla yolculuk yapardı.
Otobüsler, Şile çıkışında Üsküdar Caddesi'ni kesen Koca Dere
(Pot deresi) üzerinde kurulu, ahşap köprüden geçerdi, bu sırada kalaslara basan
tekerlekler köprünün sallanmasına neden olurdu.
(Yıkılan Ahşap Köprü, Yugoslav Mühendisler tarafından
betonarme olarak 1954-55'de yeniden inşa edildi. )
- Üsküdar arası 50'lerin sonunda 3-3,5 saat sürerdi. “
İhsan Çayıroğlu, Yazmasam Olmazdı, Anahtar Kitaplar, 2018
“Şile otobüslerinin kamyondan bozma,
Dönemlerinde de seninle.
Şile otobüslerinin burunlu olduğu,
Devirlerde de seninleydim.”
Atılay Erge, 1 Ocak 2004 “BİTMEYECEK AŞK ŞİLE” şiirinden
alıntı
Atılay Erge anlatıyor:
Bir zamanlar Şile Belediyesi önünden kalkan Şile – Ağva –
Üsküdar Otobüsleri Üsküdar'a gidene kadar, otobüsçülüğe yıllarını veren şoför
amcalarımızın yönetiminde yeşilin denizinden, dönülmesi güç adeta U virajları
ustalıkla döner, korkuluğu olmayan Dindere köprüsünü bir soluk da geçerdi.
Ahmetli’den Üvezli’ye gelindiğinde, köy insanlarımızın
tarlalarında alın teriyle ürettikleri sütlü mısırları kaynayan kara kazanlardan
alıp yemekte bir ayrıcalıktı.
Ömerli'de verilen 15 dakikalık molada Ömerli’nin olmazsa
olmazı köpüklü Ömerli ayranı içmek yorgunlukları alırdı üstümüzden.
Daracık Şile yolunda Allaha şükür hiç kaza olmazdı. Şoförler
tecrübeli, muavinler dikkatliydi.
O yıllarda her yerde sigara içmek serbest olduğu için
arabaların içleri adeta kahvehaneye döner, sigara içmeyen insanlarda duman altı
olurlardı.
Biraz geriye gidelim.
30 Temmuz 1938 Akşam
Sabahları dokuz raddelerinde Üsküdar’dan otobüsler kalkmakta
Marmara ile Karadeniz arasındaki epeyce muntazam 72 kilometrelik şoseyi iki,
iki buçuk saatte katetmektedirler. Yolcu başına 85 kuruş gitme, 85 kuruş da
gelme alıyorlar.
Akşamları da otobüs seferleri varmış. Taksilerin, (Pazarlık
kalktı; o tabiri kullanmıyalım: Anlaşma ile) on, hatta kendi işleri de varsa
yedi buçuk liraya gidip geldikleri de oluyormuş.
Fakat biz yirmiye yakın olduğumuzdan 22,5 liraya müstakil
bir otobüs tuttuk. Sonradan öğrendiğime göre, bizimkinden belki daha eskice
otobüslerle 20 hatta 17,5 liraya da gitmek kabil oluyormuş.
Demek böyle ahbab grupları tesis edilip gezilecek olursa,
insan teferrücleri pek ucuza getiriyor. Nitekim bizler gidip gelme 125 kuruş
otobüse verdik, Evden de yiyeceklerimizi almıştık; yemiş, biraz bira, kahve, plaj
parası filân herşey dahil iki liranin icinde olup bitti.
19 Ocak 1939 Cumhuriyet
Şile otobüsleri
Arabalara yolda fazla yolcu alınmıyacak
Geçen günkü nüshamızda, Üsküdarla Şile arasında işliyen
otobüslerin haddinden fazla yolcu ve eşya aldıkların dan şikâyet etmiştik.
İstanbul Vilayeti, bu neşriyatla alâkadar olmuş, keyfiyeti
Üsküdar, Beykoz ve Şile kaymakamlarından sormuştur.
Verilen cevaplar, otobüslerin hareketleri esnasında
istiabları kadar yolcu aldıkları halde, yol üzerinde otobüse fazla yolcu
aldıkları merkezindedir.
Mezkûr hat üzerindeki bütün kara kollara emir verilmiş,
yolda fazla yolcu almış olan otobüslerin tecziye edilmek üzere numaralarının
bildirilmesi istenilmiştir. -
15 Temmuz 1941 Cumhuriyet
Halk sütunu
Üsküdar Şile otobüsleri
Hüviyet ve adresi bizde saklı bir kariimiz yazıyor:
Şile Üsküdar otobüsleri bundan bir sene evveline gelinciye
kadar gayet muntazam işlerlerdi. Çünkü bu işe tahsis edilen bir belediye memuru
vardı. Otobüsün hareket vaktinden bir çeyrek evvel gelir, yolcuları camları,
hatta ilaç dolablarına varıncaya kadar her şeyi muayene eder, hiçbir tarafta bir
yolsuzluk görmediği takdirde gitmesine müsaade ederdi. Şimdi nizam intizam
tamamile bozuldu. 20 kişilik otobüsler 30, hatta 35 kişi alıyorlar. Bile bile
bir tehlikeye maruz olarak yola çıkıyorlar, merciinin nazarı dikkatini
celbetmenizi dilerim.»
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder