Bizans dönemi Şile’siyle ilgili elimizde yeterli kaynak bulunmuyor. Tarihi kayıtlarda ve anlatılarda Şile, “kale” si (Ocaklı Ada) bağlamında daha çok bir sürgün yeri olarak anılıyor.
Bilindiği gibi Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldıktan sonra, Doğu Roma daha sonra Bizans olarak anılmaya başladı. Doğu Roma zaman içinde Ortodoks ve Grek dilli bir devlet halinde farklılaştı. Bu değişim 5.-7.yy.da gerçekleşti. Tarihçilerin daha sonra Bizans dedikleri devlet yaklaşık bin yıl yaşadı.
🔎Bizans ( Metindeki tarihleri bağlamında görebilmek için bu sayfa yardımcı olabilir)
“Bithynia, Roma hakimiyetinden önce, Propontis (Marmara) denizinin ve Bosphoros’un (İstanbul Boğazı) doğu kıyılarını ve Pontus Euksenios’un (Karadeniz) batı kısmını kapsayan, Anadolu’nun kuzeybatısındaki bölgeyi kapsamaktaydı. M.Ö. 74’te Bithynia’nın vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğuna eklenmesiyle birlikte Bithynia ve çevresi de Roma egemenliğine girmiş ve bölgenin esas sınırları belirlenmiştir (Kaya, 2005: 17). Roma’nın VI. Mithridates’i ortadan kaldırmasıyla birlikte MÖ 63’te bölgeye gönderilen General Pompeius burada yaptığı yeni düzenlemeler kapsamında Pontus’un batısı ile Bithynia Bölgesini birleştirilmiş ve “Provincia Bithynia et Pontus” adı altında yeni bir eyalet oluşturmuştur. Böylelikle antik dönemde Küçük Asya’nın kuzeydoğusunda küçük bir bölge olan Bithynia, Roma İmparatorluk Dönemi’nde, Roma’nın Anadolu’daki en büyük eyaletlerinden biri olmuştur.” (1)
Şile bağlamında konuya yaklaşırsak, Roma dönemi buluntu ve metinler son derece yetersizdir. Şile’nin coğrafi konumu, karadan ulaşımının zorlukları, yerleşim yeri olarak geniş alanlara sahip olmaması nedeniyle, adı bilinen büyük koloni kıyı kentleri yanında görece önemi az olmuştur.
“Bizans'ın yazılı tarihsel kaynaklarında, Şile'nin bulunduğu
bölgeyle ilgili kayıtlara, VIII. yüzyılın ikinci yarısından önce rastlanılmaz.
763 yılında, yirmi sekiz bin kişilik bir ordu ile Bizans topraklarına talana
gelen Slav kuvvetlerinin bir kısmı daha sonra Artanas deresinin vadisinde
yurtlanarak ülkelerine geri dönmemişlerdi. Bunun üzerine imparator V. Konstantinos
(741-775) Slavların ikametine gerekli yardımla destek vermiştir.
İmparator I. Romanos Lakapenos döneminde (920-944) 941 yılında talan amacıyla bu kez Ruslar bu bölgeye gelmişlerse de, geri püskürtülmüşlerdir.” (7)
İsim karışıklığı
Bizans döneminde Chele (Χηλή, Ἀχιλή, Χιλή) olarak bilinen
yerleşim yerinin (ki burası Şile’dir) ismi konusunda bir karışıklığa da
değinmeliyiz.
Orta Bizans döneminde Artanes, Chele olarak biliniyordu. Karpe'nin (günümüzdeki Kerpe) doğusundaki bir diğer yerleşim yeri ise Chelai olarak adlandırılıyordu ve bu durum araştırmalarda sıklıkla karışıklığa yol açmıştır.
Bizans döneminde Chele (Şile) olarak adlandırılan demirleme yeri olan küçük yerleşime ilk kez 14.yy.da değinilmektedir.
“20. yüzyılın başlarında bile Kilia Huk, demirleme için tehlikeli kabul ediliyordu; açık denizdeki adalar kuzey rüzgarlarında hiçbir koruma sağlamaz, çünkü “deniz adalar arasından büyük bir kuvvetle geçerek rüzgar altı tarafına demirlemiş gemileri tehlikeye atar” Daha sonraki kaynaklardaki çeşitli açıklamalar, özellikle “denizle çevrili” ve “ada kalesi” nitelendirmeleri, Komnenos döneminde günümüzdeki Şile'nin, kayalık bir adada (→ Mon) bulunan kalesiyle, Komnenos döneminin sonlarında zaten var olduğunu göstermektedir. “
Akademik literatürde (Özellikle Klaus Belke, TIB 13) yapılan ayrım şöyledir:
- Chēlē
(1) - "Eski Şile" (Kilia): Sakarya (Sangarios) nehrinin
ağzında, bugün Kefken/Pazarbaşı civarına denk gelen antik liman.
Arrianus'un "Kefken'e 20 stadia" dediği yerdir.
- Chēlē
(2) - "Modern Şile": Bugün üzerinde Şile Kalesi'nin ve
Feneri'nin bulunduğu, antik adı Artane olan kasaba. (2)
|
Georgios Bakalakis, Şileli Rumlar arasında 20. yüzyıl
başına kadar yaygın olan bir anlatıya dayanır:
Yazıt (Epigrafik Bakış): Şile (Chēlē) ismi ve yerleşimi Roma döneminden beri buradadır, taşınmamıştır. Sonuç: Bakalakis'in bulduğu seramik parçaları ile antik yazıt birleştiğinde; Şile'nin 16. yüzyıldaki uyanışının, binlerce yıllık bir antik temel üzerinde yükseldiği gerçeği ortaya çıkar. |
|
Niketas Choniates'in Historia (Yıllıklar)
adlı eseri, 1118-1206 yılları arasındaki Bizans tarihini, özellikle II.
İoannis Komnenos'tan IV. Haçlı Seferi'ne (1204) kadar olan dönemi kapsayan,
21 kitaptan oluşan en önemli görgü tanığı kaynaklarından biridir. Yüksek
devlet memurluğu yapmış olan Choniates, Konstantinopolis'in yağmalanmasını
trajik bir dille anlatır. |
“Sayfa 171
Sebasteianos kardeşler, onu tahttan indirmek ve yerine Alexios Komnenos'u geçirmek için komplo kurmakla suçlanarak darağacında idam edildiler. Komnenos, Manuel'in yeğeni Theodora ile olan gayri meşru ilişkisinden doğan oğluydu ve daha sonra aynı soydan gelen Andronikos'un kızı Irene ile evlendirildi. Kısa bir süre sonra Andronikos, Komnenos'u yakalayıp hapse attı; daha sonra gözlerini sakatladı ve onu Pontos nehrinin ağzında bulunan kıyı kalesi Chele'ye sürgün etti (1183) ve orada onu karşılamak için bir kule inşa edildi. ( Şile Kalesi'ne daha sonra değineceğiz.) Andronikos, kızı Irene'den nefret ediyordu ve onu yanından uzaklaştırdı, kocası için en ufak bir üzüntü duymamasını emretti; eğer babasına karşı bir kız çocuğu sevgisi duyarsa ve onu doğuran kişi için herhangi bir acı hissederse, kocasından nefret edecek ve eski sevgisini aynı derecede bir nefrete dönüştürecekti. Ancak o, uygun olduğu gibi, eşine olan sevgisini inkar edemedi; Acı dolu bir ağıt söyledi ve saçları kesilmiş, paramparça bir halde göründü.”(3)
|
Geç Komnenos döneminden itibaren, Chēlē kalesi (bugünkü
Şile) sürgün ve hapis yeri olarak rol oynamaya başladı. Bu olaylar dizisi,
İmparator I. Manuel'in gayrimeşru oğlu Alexios Komnenos ile başladı; I.
Andronikos onu kör etmiş ve buraya sürgün etmişti. Bu imparatorun saltanatının sonu kısmen Bithynia'da yaşandı. Belirsiz bir kehanet nedeniyle Andronikos, isyankar İznik hanedanının liderlerinden biri olan ve muhtemel halefi olarak gördüğü Isaac Angelos'u tutuklayıp öldürmek istedi. Ancak Angelos, kendisini kovalayan acımasız Stephanos Christophorites'i öldürdü ve Ayasofya'ya kaçtı; burada akrabaları ve vatandaşları onu korumak için toplandı ve sonunda onu imparator ilan ettiler. Andronikos, Boğaz'ın Asya kıyısında bulunan Meludion
sarayında kalırken ayaklanmadan haberdar oldu. Konstantinopolis'te, durumun
geri döndürülemez olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Meludion'a geri kaçtı,
orada karısı (Agnes-Anna) ve sevgilisini gemiye aldı ve Chēle üzerinden Tauro-İskitler'e (Ruslar) kaçmayı
amaçladı. Olumsuz rüzgarlar ayrılışını engelledi, bu yüzden orada yakalandı
ve daha sonra acımasız işkencelerden sonra Konstantinopolis'te öldürüldü. (2) |
"Sayfa 192 — Andronikos'un yakalanması, şu şekilde gerçekleşti: Kaçarken, imparatorluk döneminden önce kendisine hizmet etmiş birkaç hizmetkarı ve yanında getirdiği iki kadınla birlikte Chelé'ye geldi. Oradaki halk, Andronikos'un imparatorluk nişanlarından hiçbirini taşımadığını ve takip edilmeden kaçarak Tauro-İskitler'e doğru yelken açmak için acele ettiğini görünce, onu gözaltına almaya cesaret edemediler veya bunu uygun görmediler (silahsız olmasına rağmen canavardan aynı derecede korkuyorlardı; çünkü onu gördüklerinde bile ürperiyorlardı); bir gemi hazırladılar ve Andronikos adamlarıyla birlikte gemiye bindi. Ancak deniz bile Andronikos'a kızmıştı, çünkü o sık sık masumların cesetleriyle denizin derinliklerini kirletmişti; dalgalar dimdik yükselip kocaman bir uçuruma geri dönüyor ve onu yutmak için tekrar yükseliyor, gemi de kıyıya doğru sürükleniyordu. Bu durum tekrar tekrar yaşandı ve Andronikos, yakalayıcıları olay yerine gelmeden önce karşıya geçmekten alıkonuldu." (3)
Haritada görüldüğü gibi Bithinia, 4. Haçlı seferinde kurulan İznik İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır.
|
Georgios Pachymeres (yaklaşık 1242-1310), Palaiologos
hanedanı döneminde yaşamış önemli bir Bizanslı tarihçi, filozof ve
ilahiyatçıdır. 13. ve 14. yüzyıl Bizans'ının siyasi, dini ve sosyal tarihine,
özellikle Osman Gazi'den bahseden ilk Bizans kaynağı olan Syngraphikai
Historiai (Tarih) eseriyle ışık tutan bir tanık olarak bilinir. En önemli eseri olan 13 kitaplık Historia, 1255-1308 yılları arasını kapsar; Bizans'ın son dönemindeki iç karışıklıklar, Latinler, Türkler ve imparatorluğun çöküş sürecine dair birincil kaynaktır. |
Pachymeres, erken Palaiologos dönemine ait çeşitli
anlatımlarda Chele'den bahsetmiştir.
En somut veriler Şile Kalesi’nin işleviyle ilgili tarihsel
kayıtlardır. Şimdi Pechimeres’in Tarihi’nden bu kayıtları sıralayalım.” (4)
✅“İmparator VIII. Mihail Palaiologos'un artık kendini adaması
gereken birçok görev arasında, tahtını güvence altına almayı ve kendi yönetici
hanedanını kurmayı kesinlikle en az bunlar kadar önemli görüyordu. Oğlu
Andronikos'un ortak imparator olarak taç giymesi ve henüz evlenmemiş üç kız
kardeşinin yabancılarla evlenmesinin yanı sıra, bu hedef aynı zamanda, zaten
tamamen tahttan indirilmiş, reşit olmayan İmparator IV. John Laskaris'i
potansiyel olarak tehlikeli bir rakip olarak ortadan kaldırmakla da destekleniyordu.
1261 Noel Günü'nde Mihail, onu Chēlē adasındaki kalede kör ettirdi ve daha
sonra, büyük olasılıkla Nikētiatu Phrurion kalesine (Dakibyza'dan daha olası)
hapsetti.
✅Yaklaşık 1275 yılında, Katolik Kilisesi ile birleşmeyi reddettiği için VIII. Mihail tarafından görevden alınan Konstantinopolis Patriği I. Joseph, önce Anaplous Manastırı'na, ardından da Chele adasındaki kaleye gönderilmiştir. Joseph, Chele'de bir kış geçirdikten sonra, sert koşullar nedeniyle VIII. Mihail'den başka bir yere nakledilmesini istemiş ve ardından Kosmidion Manastırı'na gönderilmiştir. Bu dini çatışma sonraki yıllarda da devam etti ve radikal Arsenitlerin lideri John Tarchaneiotes'in 1289'da Çele'ye sürgün edilmesiyle sonuçlandı.
✅1284 baharında Adramyttion'da imparator ve patrik tarafından ortaklaşa yönetilen bir sinodda Arsenitlerle önemli tavizler yoluyla bir anlaşmaya varma girişimi yalnızca kısmen başarılı oldu. Bir grup gerçekten de resmi kiliseyle uzlaştı, ancak (diğerlerinin yanı sıra) Iōannēs Tarchaneiōtēs'in (daha sonra → Chēlē'ye [2] sürgün edilen) önderliğindeki radikal bir kanat herhangi bir uzlaşmayı reddetti.
✅1296'da Andronikos II, Anadolu'ya (son seferi) bizzat bir sefer düzenledi; hedef olarak Chēlē belirtiliyor ve bu nedenle seferin muhtemelen Paphlagonia Türklerine (Candaroğulları) karşı düzenlendiği tahmin ediliyor; bu Türklerin faaliyetleri bu dönemde başlamıştı. İmparator hala Damatrys'te takviye kuvvetlerini beklerken, 1 Haziran 1296'daki şiddetli deprem onu kötü bir alamet olarak yorumlayarak geri dönmeye sevk etti.
Pachymerēs, yaklaşık bu dönemde Türklerin kuzeybatı Anadolu'da Boğaz'a kadar ilerleyişini, bunun sonucunda Britanyalı Zantiyalı nüfusun karşılaştığı sorunları ve İstanbul dahil olmak üzere kaçışlarını anlatır. Uzak kuzeyde Chēlē (2), Astrabēkē ve Hieron Türk saldırılarının kurbanı oldular.
✅1306'da, megas primmikērios Kassianos, Mezotinia'ya (esas olarak Bitinya Yarımadası) vali olarak gönderildi; Türklerle işbirliği yapmakla suçlanan Kassianos, Chēlē'ye (2) kaçtı, ancak orada vatana ihanetten tutuklandı ve yargılanmak üzere İstanbul'a gönderildi.869” (4)
Görüldüğü gibi, kayıtlarda Chele daha çok bir sürgün yeri olarak anılıyor.
“Chēlē, günümüz Şile'sinin bulunduğu yerde, 14. yüzyılın
başlarından itibaren (ve iddia edildiği gibi sadece 15. yüzyılda değil) geç orta
çağ ve erken modern dönem portolan haritalarında ve haritalarında ortaya
çıkmaktadır. Portulanen (Sola, Silli, C. Scillii, Silli, C. [de] Schilli,
Dischili, Sieli, Sile, Sili), burada bir stallo (demirleme yeri) olarak
tanımlanır ve e non à stallo per nave, ma è tiradore de barche (küçük
gemileri kıyıya çekme aracı veya imkânı) şeklinde açıklama yapılır. “ (2)
Şile Rus hacıların uğradığı bir durak
Aşağıda haritada Chele’nin adı Rus hacıların izledikleri rotada da yer almaktadır.
1389'da Rusya Metropoliti Pimen'in maiyetinin büyük
çoğunluğu Chile'de gecelediğinde, şehir, doğudaki komşu Astrabēkē (Seyrek) gibi
Türklerin elindeydi.
“ Metropolitin, Sırp Prensi Lazar'a saldıran Murad'dan haber almak için durduğu Astrabikes'te bulunduk. Haberler de vardı: Hem Murad hem de Lazar çatışmada öldürülmüştü. (1389) Türk devletinde olduğumuz için bir karışıklık çıkmasından korkan metropolit, keşiş Mikail'i görevden aldı; Piskopos Mikail beni, Ignatius'u görevden aldı; Sergius Azakov da keşişiyle aynı şeyi yaptı. Aziz Petrus Günü'nden önceki Pazar günü Astrabike'den ayrıldık; ertesi sabah Şili'den ayrıldık (Şili veya Kili (Ignatius kasabanın adını "Fili" olarak verir), Boğaz ağzının yaklaşık 35 kilometre doğusunda yer alan, modern Türk kenti Şile'nin (Delatte, Les Portulans grecs, 26) antik Artane'nin Geç Bizans dönemindeki adıdır) , Rheba'(Riva)yı geçtik ve [Boğaz'ın] ağzına vardık. Deniz fenerini geçtik ve çok iyi bir rüzgarla, tarifsiz bir sevinçle Konstantinopolis'e ulaştık.” (5)
Ayrıca Chele'nin, 1404 yılında Timur'un sarayına giderken ziyaret ettiği Ruy González de Clavijo'nun anlatımındaki Sequello kalesi olması da mümkündür. (7)
Bu konuda kaynak (2)de daha kuşkucu bir bakış vardır. “Sequelo, Karadeniz'in güney kıyısında, Boğaz ağzı ile Daphnusia adası arasında yer alan bir kaledir; kesin konumu veya tanımlanması mümkün değildir.
1403 sonbaharında ve yine 1404 ilkbaharında, İspanyol elçisi Clavijo, Timurlenk'e giderken Sequelo'nun yanından geçti veya orada kısa bir süre durdu. Konumu ve tanımına (kıyıdan uzakta bir resif üzerinde, dar bir giriş noktası dışında denizle çevrili) dayanarak, Astrabēkē veya (isim biçimine dayanarak, ancak tanım daha az eşleşiyor) Chēlē (2) (Şile) ile aynı olabilir, ancak konumu kesin olarak belirlenemez.”(2)
“Şile'nin sokak aralarında bir zamanlar bazı tarihi mimari parçalara rastlanmaktaydı. Bunlardan bir kısmı Bizans dönemine aitti. Bu dağınık parçalar 1980'li yıllarda Şile'nin eski kaymakamlarından olan rahmetli Yüksel Özden tarafından bir araya toplatılarak ilçede küçük bir açık hava müzesi kurulmuştu. Fakat bakımsızlıktan kısa sürede bir çöplüğe dönüşen korunmasız alandaki bu parçalar daha sonra bu alana inşa edilen bir lokantanın bahçesini dekore etmek için kullanılmıştır. Halen aynı yerde, Bizans dönemine ait mermer sütun gövdeleri ve sütun başlıkları, başka dönemlere ait diğer tarihi taş eserlerle bir arada bulunmaktadır.
Bir grup müzelik malzeme ise Şile Kültür Evi'nin bahçesinde korunmaktadır. Fakat bunların içinde Bizans dönemine ait parça bulunmamaktadır. Günümüzde de doğal bir fizik tedavi merkezi olan Şile'ye 1 km kadar uzaklıktaki "Kumbaba" sahilinin Bizans döneminde de aynı şekilde kum, güneş ve deniz banyosu konusunda rağbet gördüğü ve saray erkanı mn, özellikle romatizmal hastalıklara karşı buradaki ince kumu tedavi amaçlı kullandığı, özel teknelerle bu geniş kumsala geldiği bilinmektedir. Gazeteci, yazar rahmetli Turan Aziz Beter'in Kumbaba'da tesis ettiği ve o dönem için Avrupai özelliklere sahip olan otelde süs elemanı olarak kullandığı, kendi özel koleksiyonunda bulunan arkeolojik eserlerden de yeri gelmişken söz etmek gerekir. Her biri İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin envanterine kayıtlı olan bu taş eserler genel itibariyle toplama malzemeler olduklarından hepsinin Şile ile bağlantısının olduğu söylenilemez” (7)
Sonuç olarak, Bizans Şile’sinin bütünlüklü bir panoramasını çıkarmak için şimdilik elimizde yeterli kayıt ve arkeolojik buluntu olmadığını söyleyebiliriz. Chele nasıl bir idari yapılanma ağının içindeydi, nasıl yönetildi gibi birçok soru yanıtsız kalıyor. Belki de bu “demirleme yeri” Osmanlı döneminde, Bakalakis’in de belirttiği gibi, yeni gelenlerin göçüyle daha büyük bir yerleşim yeri haline geldi. Osmanlı kayıtlarını daha sonra değerlendireceğiz.
(1)Bithynia Bölgesi Roma Dönemi Mimari Betimli Kent Sikkeleri, Metehan İhtiyar, International Journal of Social Inquiry Cilt / Volume 14 Sayı / Issue 2 2021
(2)Bithynien und Hellespont, Klaus Belke, Österreichische Akademie der Wissenschaften, Wien 2020
(3) O City of Byzantium, Annals of Niketas Choniates, Wayne State University Press,1984
(4) 9 Geōrg. Pach. I, XXVIII, 256f.; Failler, Chronologie I 75–77 .
10 Geōrg. Pach. II 533, 601; PLP 9072;
Failler, Chronologie II 233; A . Failler, in: Geōrg. Pach. V 7. 11 Geōrg. Pach.III 153; PLP 27487 .
12 Geōrg. Pach.III 259–361;
13 Geōrg. Pach. IV 453
14 Geōrg. Pach. IV 681; PLP 11346
(5)Majeska, Russian Travelers, Les églises orientales et
les rites orientaux, Raymond Janin, 1922
(6) Narrative of the Embassy of Ruy Gonzalez de Clavijo to the Court of Timou, at Samarcand, A.D. 1403-
(7) Bizans Döneminde Şile, TAÇ Mimarlık Arkeoloji, Sanat ve
Kültür Dergisi, Sayı 13, 2019-2020
(8) Bizans Tarih Atlası, John Haldon, Kitap Yayınevi, 2006








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder