15.ve 16.Yüzyıllarda Şile I

Şile, İstanbul’un fethinden yaklaşık 30 yıl önce kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmişti. 1401 ile 1420 tarihleri arasındaki Fetret devrindeki iç çatışmalar nedeniyle, Boğazın Anadolu yakası topraklarının kimin kontrolunda olduğu tartışmalıdır.

Şile’nin 15. ve 16.yüzyıllardaki yapısı ile ilgili en net bilgileri, kaynakçada belirtilen iki tezde görmekteyiz.

Şile, XV. ve XVI.yy.da Kocaeli’ne bağlı bir yerleşim bölgesiydi. Şile ile ilgili en erken tarihli tahrir çalışması muhtemelen II. Mehmed (1453-8) zamanında yapılmıştır. Bu tahrir kayıtlarında erken dönemden beri yöreye Türkmen taifelerinin yerleştirilip, bu Türkmenlerin Şile’yi yurt edindikleri anlaşılmaktadır. Sonraki tahrirler sırasıyla 1522/3, 1565/626 ve 1590/1 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Şile, 1420 yılından günümüze Türk hakimiyetindedir.

Tahrir Defterleri: Osmanlı Devleti'nde fethedilen bölgelerin arazisini, nüfusunu ve vergi kaynaklarını tespit etmek amacıyla tutulan resmi sayım ve kayıt defterleridir. Vergi yükümlülerini ve mal varlıklarını (kadastro) belirleyen bu belgeler, dirlik-tımar sisteminin temelini oluşturur.

Osmanlı dönemi vergilendirme sisemindeki kavramları anlamak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilir siniz.

🔎Defteri Mufassal

 I. Sultan Mehmed Bursa'da meşhur Yeşilcami, medrese, imaret ve türbesini yaptırdığı sırada devlet adamlarının tavsiyeleri üzerine bunlara vakf olmak üzere Orhan Gazi devrinden-beri Osmanlılara aid olup Ankara muharebesinden sonra Bizanslılar eline geçen İzmit körfezi'ndeki yerlerden, Hereke, Gebze, Darıca, Kartal ve Pendik taraflarını Kara Timurtaş Paşa'nın oğlu Umur Bey'i göndererek elde etmiştir (823 H./1420 M.).

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, Ankara 2011

 

“1453/8 tarihli mufassal tahrir defterinde isimleri belirtilmemekle birlikte Şile’de 1 kale ve 1 hisar bulunmakta olup hem kalede hem de hisarda ikamet eden nüfusla ilgili kayıtlar bulunmaktadır.

XVI. yüzyıla ait tüm tahrir defterlerinde ise kaza dahilinde Şile Kalesi’nin ve 1565/6 ile 1590/1 tarihli defterlerdeki Hisarcık-Hisar Eri Mahalle isminden 1 hisarın da var olduğu tahmin edilmektedir.

Kaleler

Şile Kalesi mustahfızlarına verilen dirlik kayıtları da defterlere kaydedilmiştir. Kale, Ocaklı Ada’nın üzerine kurulu olduğu için Ocaklı Kale şeklinde de literatürde yer almaktadır. Şile Kalesi’nin ne zaman inşa edildiği ile ilgili ihtilaflar mevcut olup, kimi yazarlar XII. Yüzyılda Bizanslılar tarafında inşa edildi derken kimileri ise Cenevizliler tarafından yapıldığı kanaatindedir. (Kale ile ilgili konuyu ayrı bir sayfada ele alacağız. B.Berksan) Tahrir defterlerinde isimlerine rastlanılmamasına rağmen Şile Kalesi dışında kaza dahilinde 3 kale daha bulunmaktadır. Bunlar: Teksen (Teksen köyü), Sarı Kavak (Sarı Kavak köyü) ve Heciz (Kalealtı köyü) kaleleridir.”

Zaviyeler

Tahrir defterleri, evkaf ve mühimme kayıtlarından elde edilen bilgilere göre XVI. yüzyılda Şile kazasında 3 zaviyenin var olduğu ortaya çıkmıştır. Bunlar: Emirce Sultan, Ebu İshâk Kâzerûnî ve Akçak Baba zaviyeleridir.

Dini yapılar

Şile kazasında 1453/8 ve 1522/3 tarihli mufassal tahrir defterlerinde camiye/mescide ait kayıt bulunmamaktadır. 1530 tarihli muhasebe icmal defterinde, kaza dahilinde 1 mescidin var olduğu kayıtlıdır. 1565/6 ve 1590/1 tarihli defterlerde “Câmi-i Şerîf” adlı bir mahallenin mevcudiyeti şehir iskan birimleri içerisinde caminin var olduğunu ortaya çıkarmıştır.41 Daha geç tarihli tahrir defterinde ise bu caminin adının Bayezid olduğu kayıtlıdır.

XV-XVI. yüzyıllarda Şile kazasında gayrimüslim nüfusun ikamet ettiğine dair veriler mevcut olmasına rağmen sadece 1590/1 tarihli mufassal tahrir defterinin evkaf kısmında İsterik köyünde Ayayorgi Manastırı’nın olduğu ve 60 akçe vergi alındığı kayıtlıdır.”  (1)

İskeleler

“Şile kazasında 1453/8 mufassal tahrir defterine göre ismi belirtilmemekle birlikte 2 iskele kaydı yer almaktadır. Bunlardan ilki Selçuk Bey’in has geliri içerisinde bulunan iskele ile İznikmüd (İzmit) Müderrisi, İznikmüd Camii İmamı ve Kandıra Danişmendleri, Kandıra Camii İmamı ve Ser Mahfili Vakfı gelirleri arasında bulunan ve vergisinin melik’e (padişaha) verildiği iskele (muhtemelen Şile İskelesi)dir.

 XV. yüzyılda Şile kazasında 2, XVI. yüzyıla ait kayıtlara göre ise toplam 11 iskelenin mevcut olduğu ortaya çıkmıştır. Şile iskeleleri, İstanbul’un ve sarayın zahire ihtiyacı ile İstanbul’da bulunan müesseselerin ihtiyaçlarını temin noktasında oynadığı rolü de görmek açısından önemlidir. Nitekim XVI. yüzyılda iskele miktarındaki artış da bunu ispatlar niteliktedir.”

Ticari Emtia: Bu iskelelerden yapılan ticaretin ana kalemini kereste ve tahta oluşturmaktadır. Bölgenin sahip olduğu zengin orman varlığı, iskelelerde yoğun bir bıçkıcılık (hızarcılık/kerestecilik) faaliyetinin gelişmesine yol açmıştır.

Vergilendirme ve Oranlar: İskelelere getirilip satılan tahta ve kerestelerden "resm-i keyl" ve "bâc-ı tahta" adı altında vergiler alınmıştır. Bu verginin oranı, satılan ürünün değerine göre kırk akçada bir akça (1/40) olarak belirlenmiştir.

Ekonomik Hacim: Şili (Şile)iskelelerindeki bu faaliyetlerden elde edilen toplam vergi geliri, KK. 49 nolu defter kayıtlarına göre 5.738 akçe gibi önemli bir meblağa ulaşmıştır.

İstanbul ile İlişki: Şili ve çevresindeki bu iskeleler, hinterlandından taşınan ürünlerle İstanbulluların ihtiyaçlarının karşılanması noktasında kritik bir rol oynamıştır. Özellikle orman ürünleri, gemilerle payitahta taşınarak şehrin iaşesi ve imarı için kullanılmıştır. 

Bu ilk kayıtlara göre Şile yerleşiminin nüfus yapısı nasıldı?

Burada Şile’nin kalesinin yanı sıra bir de “hisar” dan söz edilmektedir. Şehrin iskân birimlerinin ilk yüzyıllık döneminde sadece bir mahallesinin olduğu görülmektedir.  Fetihten sonraki ilk 50 yılda Şile’nin hane sayısı 69’dur. 16.yy.da hane sayısında belirgin bir artış olur.  Yüzyılın ortasına kadar mahalle sayısı değişmez.

“1453/8 tarihinde şehirli nüfus şehirde/nefs de ikamet ederken 1522/3’e gelindiğinde şehrin çevresi olan tevabi kısmına da vakıf (Kara Kadı Yeri) kurarak ikamet etmeye başladıkları görülmektedir. 1565/6 ve 1590/1 tarihli defterlerde 1 nefs ve tevabi ile 4 mahalle kaydı bulunmaktadır. Bu mahalleler ise şunlardır: Hisârcık (Hisâr Eri), Zâim Mehmed Bey, Câmi’i-i Şerîf, Mevlânâ Bâli Bey. 1565/6 tarihinde 4 yeni mahallenin kurulmasıyla birlikte şehrin büyüdüğü, 1590/1’de ise bir önceki sayımla kıyaslandığında mahalle miktarları açısından şehrin büyüklüğünün sabit kaldığı anlaşılmaktadır.”

İdari-kazai/adli yapılanma içinde ise Şile, Üsküdar Kadılığı’na bağlıdır. Bu durumun bir sonucu olarak adli işleri Üsküdar Kadısına bağlı bir naib tarafından yürütülmekteydi.

Şile kazasının şehir iskân birimleri defterlerin vakıf kısımlarında yer almakta olup, 1453/8 ve 1481 tarihli defterlerde kale içerisinde 1 nefs, 1522/3 tarihli evkaf defterinde 1 nefs ve tevabi, 1530 tarihli muhasebe icmal defterinde 1 nefs kaydı yer almaktadır. 



15.yüzyılda Şile'deki tek yerleşim yeri, muhtemelen hisarın içindeydi. 

“1453/8 ve 1481 tarihlerinde var olan Şile nefsinin 1522/3 tarihinde kendi içerisinde şehirli nüfusun artmasıyla büyüdüğü ve nefsin çevresi konumunda olan tevabiinde ortaya çıkmış olması da bu büyümeyi desteklediği düşünülmektedir. 1565/6 tarihinde yine nefs de nüfusun artmasıyla ve 4 mahallenin oluşmasıyla hem şehirli nüfus artmış hem de şehir genişlemiştir. 1590/1 tarihinde ise yine 1 nefs, 1 tevabii ve 4 mahalle olarak kalan şehir yerleşim yerleri şehirli nüfusun artmasıyla sebebiyle muhtemelen kendi içinde genişlemiştir.” (1)


Yukarıdaki tabloda şehir nüfusuna bakarsak, 1500’lerin başındaki gayrimüslim nüfus artışının (Yaklaşık üç kat)  Şile’ye bir göç olduğunu göstermektedir. Aşağıda alıntıladığım bilgi Şile’li arkeolog Bakalakis’e aittir. Bu nüfus artışının onun belirttiği göç ile ilişkili olabileceği notuyla yetinelim. B.Berksan 

19. yüzyıla gelindiğinde, modern Şile'nin yaşlı sakinleri sözlü geleneğe göre atalarının doğudaki başka bir yerleşim yerinden göçmen olduklarını ve eski Çelai'nin bu yer olarak önerildiğini belirtmişlerdir

(Bakalakis, 1978).

Tabloda görüldüğü gibi kırsaldaki yoğun Müslüman nüfusa karşın, şehirde 16.yy. sonuna kadar Hristiyan nüfus dört kata yakındır.

 

Kaynaklardaki veriler, "Hisarcık" (veya "Hisar Eri") mahallesinin isminin doğrudan yerleşim merkezindeki bir tahkimata (hisar) atıfta bulunduğunu ve mahallenin bu yapının çevresinde geliştiğini doğrulamaktadır.

  • Hisar ve Mahalle İlişkisi: Aziz Adiloğlu'nun tezinde, 1565/6 ve 1590/1 tarihlerinde Şile merkezinde belirlenen dört mahalleden biri olan "Hisarcık-Hisar Eri Mahallesi"nin doğrudan "hisar etrafında" yer aldığı açıkça belirtilmektedir. Bu durum, mahalle isminin sadece bir atıf değil, fiziksel bir yerleşke odağı olduğunu gösterir.
  • Kale ve Hisar Ayrımı: Kaynaklar, Şile'de bir "kale" ve bir "hisar" ayrımı yapmaktadır. 1453/8 tarihli mufassal tahrir defterinde Şile'de 1 kale ve 1 hisar bulunduğu hem kalede hem de hisarda ikamet eden bir nüfusun kayıtlı olduğu görülmektedir.
  • İlk Yerleşim ve Tahkimat: Şile Kalesi (Ocaklı Kale), kaynaklarda ada üzerinde bir yapı olarak tarif edilirken; Hisarcık ismiyle anılan yapı, erken dönem tahrir kayıtlarına göre (1453/8) içinde nüfus barındıran bir merkez niteliğindedir. Hatta bu dönemde bazı köylerin "hisarda" (hisar içinde) olduğu da kaydedilmiştir.
  • Nüfusun Yerleşimi: Şile "nefsi" (şehir merkezi) XV. yüzyılda kalede veya hisarda ikamet eden bir nüfustan ibaretken, XVI. yüzyılın ikinci yarısında bu yapıların etrafında mahalleler oluşmuş ve yerleşim bu tahkimatların dışına doğru genişlemiştir.
  • İsim Kökeni: "Hisarcık" (küçük hisar) veya "Hisar Eri" (hisar muhafızı/askeri) isimleri, bölgenin savunma önceliğine ve burada görev yapan askeri-idari sınıfa (hisar erlerine) işaret etmektedir 


Kaynaklara göre, 16. yüzyılın ikinci yarısında (1565/6 ve 1590/1 sayımlarında) Şile (Şili) merkezinde Hisarcık mahallesi dışında kurulan diğer üç mahalle Zâim Mehmed Bey, Câmi-i Şerîf ve Mevlânâ Bâli Bey mahalleleridir.

Bu mahallelerin özellikleri ve gelişimleri şu şekildedir:

1. Câmi-i Şerîf Mahallesi

  • Kuruluş Odağı: Bu mahalle, adından da anlaşılacağı üzere şehrin camisi etrafında teşekkül etmiştir. Söz konusu caminin kayıtlı olduğu vakıf defterlerinde adının Bayezid Camii olduğu belirtilmektedir.
  • Nüfus Yapısı: 1565/6 yılında mahallede 20 hane, 7 mücerred (bekar erkek) ve 8 muaf (vergiden muaf kişi) yaşamaktaydı. 1590/1 yılına gelindiğinde hane sayısı 37'ye, mücerred sayısı ise 9'a çıkmıştır.
  • Gelişim: Şile'nin merkez mahalleleri arasında en dikkat çekici büyüme bu mahallede yaşanmıştır. 1565/6 ile 1590/1 yılları arasında %68,69 oranında bir nüfus artışı kaydederek en hızlı büyüyen mahalle olmuştur.

2. Zâim Mehmed Bey Mahallesi

  • İsim Kökeni: Mahallenin, muhtemelen o dönemde bölgede görev yapan veya nüfuz sahibi olan "Zâim Mehmed Bey" adlı bir şahsiyetin adıyla kurulduğu tahmin edilmektedir.
  • Nüfus Yapısı: 1565/6 sayımında 10 hane ve 2 mücerred Müslüman nüfusa sahipken; 1590/1 sayımında 17 hane, 4 mücerred ve 2 muaf kişiye yükselmiştir.
  • Gelişim: İki sayım dönemi arasında %46,15 oranında bir büyüme sergilemiştir.

3. Mevlânâ Bâli Bey Mahallesi

  • İsim Kökeni: Benzer şekilde, bu mahallenin de ismini o dönemdeki yerel bir ileri gelenden (Mevlânâ Bâli Bey) aldığı düşünülmektedir.
  • Nüfus Yapısı: 1565/6 yılında 14 hane ve 4 mücerred Müslüman nüfusu bulunmaktaydı. 1590/1 kayıtlarında ise 16 hane, 1 mücerred ve 1 muaf kişi olarak kaydedilmiştir.
  • Gelişim: Bu mahallede nüfus artış hızı diğerlerine göre daha sınırlı kalmış ve %21,62 oranında bir artış yaşanmıştır.

Genel Özellikler

  • Müslüman Kimliği: Hisarcık dahil bu üç yeni mahallenin en belirgin ortak özelliği, tamamıyla Müslüman nüfustan oluşmasıdır. O dönemde Şile'nin "Nefs" (kale içi/eski merkez) kısmı hâlâ büyük oranda Gayrimüslim nüfus barındırırken, bu mahallelerin kurulması şehrin dışa doğru genişlediğini ve Müslüman karakterinin güçlendiğini göstermektedir.
  • Kentsel Genişleme: Mahallelerin ortaya çıkışı, 16. yüzyılda Şile'nin sadece bir kale-kasaba olmaktan çıkıp mahalle yapısına sahip gerçek bir Osmanlı şehrine dönüştüğünün kanıtıdı

 


 İdari Yapı

İdari taksimat açısından bakıldığında kazalar sancaklara, sancaklar ise beylerbeyliklerine bağlıdır. Bu durumun bir neticesi olarak Şile, XV.-XVI. yüzyıllarda Kocaeli Sancağı’na bağlı bir “kaza” ünitesidir. Kocaeli Sancağı ise XVI. yüzyılın ortasına kadar Anadolu Beylerbeyliği uhdesinde iken bundan sonra Cezâir-i Bahr-i Sefîd Beylerbeyliğine bağlanmıştır ve bir sancak kanunnamesi de tertip edilmiştir. İdari-kazai/adli yapılanma içinde ise Şile, Üsküdar Kadılığı’na bağlıdır. Bu durumun bir sonucu olarak adli işleri Üsküdar Kadısına bağlı bir naib tarafından yürütülmekteydi.



 (1) XV. ve XVI.yy.da Şile Kazası, Aziz Adiloğlu, Yüksek Lisanas Tezi, 2021

(2) XVI.Yüzyıl Başlarından XVII.Yüzyıl Başlarına Kadar Kocaeli Sancağı, Ahmet Güneş, Doktora Tezi, Ankara 1994

🔎 15. ve 16. Yüzyıllarda Şile II

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder