Türkiye’de çok partili hayata geçilmiştir.
3 Mayıs’ta yapılan yerel seçimi Şile’de Demokrat Parti kazanır.
“1950 Seçimleri
Bir devir kapanır. Demokrat Parti ezici bir çoğunlukla
iktidara gelir. 22 Mayıs 1950 de kurulan hükümetin başbakanı Adnan
Menderes’tir.
“1950-1954 yılları DP iktidarının yığınlar tarafından
benimsenmesi açısından çok önemli ekonomik olanaklar sağlamıştı. Bu olanakların
başında, II. Dünya Savaşı'nın tarafsız Türkiye için uygun gelişen dış ticaret
ilişkilerinden ötürü Merkez Bankası'nda döneme göre yüksek sayılabilecek bir
döviz ve altın rezervinin birikmiş olması gelmektedir.
Öte yandan, savaş sonu ekonomik durumu ve Kore Savaşı'nın yarattığı uygun konjonktürden ötürü başta pamuk olmak üzere bazı tarım ürünlerinin dış pazarlarda uygun sayılabilecek fiyatlardan müşteri bulması, ticaret hadlerinin lehe dönmesi, ikinci olanağı meydana getiriyordu.
Bunun da ötesinde, Marshall Planı vb. dış yardım ile borçlanma imkanlarının genişliği, bir başka fırsatı göstermekteydi. DP iktidarı bu olanakların tümünden yararlanarak 1950-54 döneminde yığınlar açısından "ekonomik rahatlama" diyebileceğimiz bir ortam yarattı. Bu ortamın savaşın zor günleri unutulmadan yaratılması, yığınların partiye ve onun iktidarına güçle bağlanması sonucunu doğurdu.”
Yeni dönemde Şile Demokrat Parti’ye oy veren ilçeler arasına girdi. Tek parti geleneğinden gelen güçlü bir CHP’li damar da vardı.
1950 Şile Nüfus Verileri
- Toplam
Nüfus: 16.196
- Şehir
Merkezi (İlçe Merkezi): 2.012
- Köyler
(Kırsal Nüfus): 14.184
Bu dönemde Şile, nüfusunun çok büyük bir kısmının köylerde
yaşadığı, tipik bir kırsal yerleşim karakteri sergiliyordu. İlginç bir detay
olarak, 1945 yılında 17.688 olan toplam nüfusun 1950'de yaklaşık 1.500 kişi
azalarak 16.196'ya düştüğü görülmektedir. Bu düşüş, o dönemdeki ekonomik
sebeplerle gerçekleşen iç göçlerden kaynaklanmış olabilir.
1950 sayımı,
Türkiye'de "sokağa çıkma yasağı" uygulanarak yapılan tam kapsamlı
sayımlardan biriydi (22 Ekim 1950).
O tarihlerde Şile,
günümüzdeki kadar yoğun bir turizm merkezi değil, daha çok tarım, balıkçılık ve
ormancılıkla geçinen bir ilçeydi.
İşte 1950’lerin ilk yarısındaki Şile’nin gazetelere yansıması
VALİ ŞİLE VE AĞVA’YA GİTTİ
Vali ve Belediye Başkanı Dr. Fahrettin Kerim Gökay Şile ilçesinin Ağva bucağına giderek Ağva deresi mansabının onarımı işini mahallinde tetkik etmiştir.
Vali ve Belediye başkanı Şile yolunda Ömerli bucağına uğramış ve bucağın çeşitli meseleleri üzerinde köylülerle görüştük ten sonra Şileye hareket etmiştir.
Şilede dispanser inşaatını teftiş eden vali ve belediye reisiyle beraberindekiler oradan doğruca Ağva bucağına gitmişlerdir.
…
Ağvalılar bilhassa bucağa bağlı köylerin su meselelerinin
hallini ve sahil yollarının tamirini İstemişler ve derenin tanzimine karar
verilmesinden dolayı memnuniyetlerini ve teşekkürlerini belirtmişlerdir.
Vali ve Belediye Başkanımız Ord. Profesör Fahrettin Kerim
Gökay dün Şilede nutuk söylerken...
Vali ve Belediye Reisi Ord Prof. Gökayın dün Şileye gittiğini yazmıştık. Dün akşam geç vakıt şehrimize dönen Ordinaryüs Profesör Gökay bu seyahatinde Şile-ye kadar olan yol boyunea civar köylerden gelen halkla hasbihalde bulunmuş, dileklerini dinlemıştir. Vali, bu arada Hecíz köyünde yaptığı konuşmada orman mevzuuna temąsla şunları söylemiş- -
Bundan çok daha iyi, güzel günlere gidiyoruz, Sizin bütün dertleriniz halledilecektir. Yalnız sizden orman davasına, orman bakımına ehemmiyet vermenizi isti-(Devami 3 ncü Sayfada)
Prof. Gökay Şilede yapılan cami açmış, buradan da Akçakese ve Kabakoz köylerini ziyaret etmiştir. Ord. Prof. Gökaya her iki köyde de hararetli tezahürat yapılmıştır.
Vali ve Belediye Başkanı bir arkadaşımıza tetkikleri hakkında şunları söylemiştir:
İlk vazifeye başladığım zaman vaadettiklerimizi birer birer yerine getiriyoruz. Akçakese ve -Kabakoz köylerinde bizi sevincin en son tezahüratile karşıladılar. -Yalnız köylülerin yol derdi çok büyüktür. Bu bakımdan ızdırap -çekiyoruz, Fakat bu davayı da, orman işini de ele aldık. Muhakkak. -halledeceğiz.
Şileliler valinin ziyaretine -camiin küşadıma memnun olmuşlardır. Camide topluca Cuma namazı kılmışlar, hükümetimize dualar etmişlerdir.
ŞİLE’DE İMAR İŞLERİ
25 Mayıs 1952 Akşam
Fener Ağva yolu tamamlandı. Şile dispanseri açıldı
951 bütçesiyle Şilede Fener Ağva iltisak şosesi tamamlanmış ve seyrüsefere açılmıştı. Bu yıl da yol asfaltlanacaktır.
Şile dispanseri tamamlanmış ve faaliyete geçirilmiştir. Ahmetli köyünden sahili takiben Beykoz’a gidecek yolun tesviyesine başlanmıştır. Şile camisi, minaresi müstesna olarak bitirilmiş ve cemaate açılmıştır.
Eski Halkevi binası ortaokula tahsis olunmuştur. Şilelilerin geçimde maruz kaldıkları zorluğu gidermek için bu mıntıkada fındık yetiştirilmek düşünülmüş, bin fındık ağacı dikilmiştir. Şile köylerinde ve Şile merkezinde teftişlerde bulunan Vali ve Belediye Reisi halkla temasta bulunmuş, bilhassa köylüler yolsuzluk dolayısıyla kışın merkezle irtibatı kesilen beş kilometrelik Kabakoz köyünün yollarına başlanması ve camilerinin tamamlanması suretiyle teşekkürlerini bildirmişlerdir. Köylerinde ilk defa en büyük mülkiye Amiriyle karşılaştıkları için sevinçlerini çiçekler ve kurbanlarla kutlayan Akçakeseliler de köylerine iki kilometreden getirilen suya kavuşmaları dolayısıyla ayrıca sevgi tezahüründe bulunmuşlardır. Beykoz’la Şile yolu güzergâhında bulunan Ömerli nahiyesine üç kilometreden su getirilmiştir. Ömerliler Vali ve Belediye Başkanı ile Genel Meclise teşekkürlerini bildirmişlerdir.
Şilenin civarındaki tahta köprünün de beton tahviline başlanmıştır, 1952 bütçesinden ayrılan ödenekle Şile ve köylerinin yeni su ihtiyacı sağlanmış olacaktır. İlçeye altı kilometreden getirilecek suyun borularının tefrişine devam edilmektedir.
Aşağıdaki haber 1950 başlarındaki Şile’yi dış gözle betimliyor. Henüz turizm canlanmamıştır. Temel eksiklerin tamamlanmasına gayret edilmektedir. Ulaşım sorunları devam etmektedir.
BU PAZAR ŞİLE’YE GELİN ALMAYA GİTTİK
19 Eylül 1952 Vatan
Bazı yerler vardır, ayrılırken ayaklarınız geri geri gider, İçinizde, oraya doyamamış olmanın bir sizi gibi yer ettiğini duyarsınız, İşte, Şile de benim için böyle yerlerden biri. Hem de sık sık gittiğim, uzun uzun oturduğum halde...
…
Şile, Üsküdar’a 71 kilometre uzaklıkta,. Otobüs, ortalama
iki buçuk saatte varıyor. Yolun dörtte üçü asfalt. Yalnız, Ömerli ilerisindeki
«eski yol» yakınlariyle «Erenler» arasında kalan kısım şose halinde, oldukça
toz yapıyor.
…
Posta yapan otobüsler kamyondan bozma, E: hurda, her tarafı, ateşli bir hastalığa tutulmuşcasına titriyor, Oturacak" yerleri dar, Üstelik balık istifi dolduruyorlar, Buna rağmen yer bulmak ayrı mesele, Dolmuş yapan otomobiller ise hem pahalı, hem de her keseye uygun değil.
…
Vasiyet bayırının hemen altından geçen Şile deresine
geldiğiniz zaman, solda, mısır tarlalarının arkasında dünyanın en güzel
plâjlarından birini göreceksiniz, Hele arabanız bayırı tırmanıp tepeye çıktığı
an, kilometrelerce devam eden muhteşem kumsalı ayaklarınızın dibine serilmiş
bulacaksıniz, Öyle bir kumsal ki, Amerikan filmlerinde gördüğünüz Pasifik
plâjları bunun yanında çocuk oyuncağı gibi kalır.
…
Şilenin altındaki — kumsalda Belediye Plâjı var. Buraya
yirmi otuz kişilik soyunma yeri yaptırılmış. Kabinelerin üzerine beton çekilip,
gazinomsu bir yer haline getirilmiş. Hepsi bu kadar. Öte yandan onbinlerin
istifade edebileceği koca plâj, bomboş duruyor.
…
Şilenin sahil lokantalarında; azametli bir manzarayı kartal
yuvasından seyredermişçsine- İstanbulda kenar köftecilerine vereceğiniz para
mukabilinde - karnınızı doyurabilirsiniz. Mevcut iki - üç otelin de, yer varsa;
çift yataklı, temiz bir odayı beş liraya kiralayabilirsiniz, Ekseri aileler,
ufak ücret mukabilinde — tertemiz odalarını ziyaretçilere veriyorlar.
Fakat, Şile hep böyle güllük gülüstanlık mıdır? Elbette onun
da noksanları, — dertleri var, Yoldan bahsetmiştim. Yetmiş kilometrenin, kırk-
kırk beş kilometreye indirilmesi, virajların azaltılması mümkün., Hem de bu,
oldukça ucuza mal olabilir. Fener civarında ufak bir mendirek yapılabilir. Bu
da Şileye denizden de gidilme- sini mümkün kılar. Kışın da birçok can - mal
kayıblarının önüne geçer. Mevcut adâcıklar mendirek inşaatının masrafını çok
azaltacaktır .
Şile’de elektrik var. Geceleri saat 19 ile 24 arasında, bir de cumartesi, pazar günleri öğleden sonra veriliyor. Eğer burası turistik bölge olarak ele alınacaksa, elektrik ve su dâvasının halledilmesi gerek, çünkü su, henüz çeşmelerden kova ile taşınır, Evlerde, oteller- akar su yoktur. Halbuki, kasaba civarında, Kostoplu mevkiinde, Taşdelene yakın lezzet te bol bir su; boşu boşuna akıyor. Bunun Şileye getirilmesi için teşebbüse geçilmiş. Kendiliğinden tazyikli olarak evlere vermek mümkün olacak, Ka saba bugün 2.000 nüfuslu., Su ise 8.000 nüfusa bol bol yetecek vaziyette.
Fener dibindeki otelin gazinosunda Belediye Reisi İbrahim Karaca ile kahvelerimizi yudumlarken, o dert yanıyor
..
Şile kızlarının ekserisi vasatın üstünde güzel oluyorlar. Ayrıca bir bahtiyarlıkları da var. Kimsenin kendilerine sataşması korkusu — olmadığından, her zaman, her yerde kalp huzuru içindeler. Çünkü Şile erkekleri, tahminin — fevkinde medeni, Bir erkeğin, kadınlara sarkıntılık etmesi, ora- “da rastlanır hâdise değil, Hattâ, İstanbuldan gelip, kasaba içinde mayo ile şort arası kıyafetle dolaşan kadınlara, başını çevirip bakan olmuyor bile... Hırsızlık yok. cinayet, yaralama nâdirat kabilinden, Onu da dışardan gelenler yapıyor. Yalnız bol bol orman dâvası, yani kaçak odun kesmek, kömür yakmak gibi şeyler. O da ekmek parası yüzünden — oluyor, Kısacası Şile, bugünkü asayişsizlikten ürkenlerin — hiç olmazsa pazar günlerini iç rahatlığı ile geçirebilecekleri, rahatsız edilmek korkusu olma- dan gezebilecekleri yer olarak da tercih edilmeye değer. MELİH YENER
BİR ŞİLE HABERİ
Akbaba Dergisi, 21 Mayıs 1953
Belki bilirsiniz. Falih Rıfkı, öteden beri Şile der, Şile işitir. Haydi, dedik, şuraya kalabalık basmadan bir sefer edelim.
..
Derken, tıknefes araba, sert bir virajı dönerken çimento bulamamış inşaatçı gibi ink diye durdu. Şoför:
İnelim baylar! emrini verdi. Bir iki kişi mırın kırın edecek oldu. Şoför:
Kendimize gelelim baylar, hayatınızdan ben mes'ulüm! diye rest çekti. Vay canına, şoförün okumuşu bir başka oluyor. İndik çaresiz. Bayanlar kaldı. Haydi heyamolayla arabayı itmeğe koyulduk.
Ama bir iki meraklı ecnebi varmış, herhalde rahatları kaçmıştır. Siz şimdi ne yediniz diye soracaksınız tabiî Şile'de... Öyle havada oraya gitmeğe kalkmakla zaten yiyeceğimiz kadarını yemiştik, fazlasını midemiz, kahvecinin ikramını, aldığımız öteberinin fiyatını kesemiz kaldırmadı.
KUMBABA
Şile’nin turizm kasabası olmasında ve dışa açılmasında
önemli rolü olan bir isim de Turan Aziz Beler’di. Turan Aziz 1953 yılında
Şile’ye gelir. Belki de Şile turizminin dış dünyaya açılmasında en önemli
rollerden birini oynar.
ŞİLE SUYA KAVUŞUYOR
28.04.1954 Milliyet
281 bin lira sarfiyle inşa edilecek sa tevzi deposunun temeli dün atıldı.
Şilede 248 bin lira sarfiyle inşa edilecek olan su tevzi deposunun temeli dün tören le atılmış ve yıllardan beri iyi bir içme suyunun hasretini çeken Şilenin yakın bir zamanda bol ve iyi suya kavuşması için harekete geçilmiştir.
Dün yapılan törende Vali, Gökay, Demokrat Parti Başkanı Necmi Ates, Vilayet jandarma kumandanı, Şile Kaymakamı ve kalabalık bir halk kütlesi hazır bulunmuş tur. Törende Gökay ve Necmi Ateş birer konuşma yapmışlardır.
Diğer taraftan ilgililer şehir içindeki çeşmeleri çoğaltmaya karar vermiş ve tamir edilecek çeşmelerle, yeni çeşme yapılacak mahalleri tesbit etmişlerdi. Bu husustaki hazırlıklar sona ermiş ve önümüzdeki günler içinde faaliyete geçilmesine karar verilmiştir.
BUZLAR ŞİLE SAHİLLERİNDE
1950’li yılların başlarında belleklerde en çok yer eden olaylardan biri de Şile sahillerinin buzlar ile kaplanmasıdır.
25 Şubat 1954 Akşam
“Tuna nehri ağzından kopup İki günden beri Karadeniz Boğazı
açıklarında dolaşan buz kitleleri nihayet dün akşam geç vakit Boğazdan içeri
girmiş ve Karadenizden Marmaraya olan daimi akıntı seyrini takib ederek ağır
ağır ilerlemeğe koyulmuş ve şimdi tamamen Marmaraya kadar yayılmış
bulunmaktadır. “
“Karadeniz Boğazı dışında İğneada, Karaburun, Orhaneli ve Çayır mevkilerini kaplıyan buz kitleleri arasına düşen bazı motorlarımızın tehlikeli durumları hakkında dün malumat vermiştik. 75 tonluk Şen Şile, 100 tonluk İğneada ve 120 tonluk Çavuşoğlu motor-maalesef bu dakikaya kadar hiç bir kurtarma hareketi yapmıya muvaffak olamamıştır.”
🔎Bir Portre: Kumbaba'yı Marka Yapan Adam Turan Aziz Beler























