Şile’nin yolu yılan hikayesidir. Eski yolun virajları nedeniyle değil bu metafor. Biraz geriye gidelim.
Şile’nin eski zamanlarda ulaşımı büyük ölçüde deniz yoluyla sağlanıyordu. Şile’yi Üsküdar’a bağlayan bir yol hep vardı. Ancak altyapısı yeterli olmayan, bazı kısımları oldukça bozuk toprak bir yoldu.
1936 yılında Vali Üstündağ yenilenen yolun açılışında şöyle der: “Vaktile Şileli bir Rum Amerika’ya gitmiş, zengin olmuş, İstanbul’a gelmiş. Tabii köyünü görmek istemiş; oraya baş vurmuş, buraya baş vurmuş, fakat Şile'ye gidecek vasıta bulamamış, dönüp tekrar Amerika’ya gitmiş.”
Şimdi eski hemşerimiz Natalia Adamantidu’ya kulak verelim: “Ulaşımın sorunlarını anlatan en karakteristik olayların başında eski Şilelilerin mutlak surette anımsadığı bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Hayal ürünü gibi olan bu hikâye gerçekten yaşandı. Şile'nin gurbete çalışmaya giden gençlerinden biri uzun yıllar Amerika'nın Şikago kentinde yaşadıktan sonra doğduğu yeri ve özlediği anasını görmek için Şile'ye gelmek ister…
Karadeniz o günlerde yine azgın dalgalar içindedir. Kavak'larda daimi ikamet eden yurttaşlarımız adamı nazikçe, korkutmadan fırtınanın dinmesi ve havanın açması için bir iki gün, belki de biraz daha fazla bir süre gerektiği ihtimalini dile getirip uyarmaya çalışır. Zamanın geçmesini sabırsızlıkla bekleyen yurttaşımız vakit geçirmek için Kavak'larda Şilelilerin tavla oynadığı bir kıraathaneye gider. Şile'den çocukken ayrıldığı için tavla oynamasını bilmeyen adam, Amerika' da da çalışmaktan bu oyunu öğrenme fırsat bulamamıştır. İlk üç gün düzenli bir şekilde oyunu seyreder ve ara sıra Boğaz'ın ağzına bir göz atar. Dördüncü gün tavla oynamaya karar verir. Onuncu gün herkesi yenebilecek kadar iyi oynamaya başlar. On beşinci gün valizlerini toplar ve ... tatilinin nihayetinde Şile'yi göremeden Amerika'ya döner. Bu arada Karadeniz'in azgın dalgaları hala durulmamıştır.”
Adamantidu bu anlatıyı 1972 yılında kaleme almış. Demek ki, Vali Üstündağ’ın bile o zamanlar bildiği bir gerçek bu olay.
Aşağıdaki haritada da görüldüğü gibi 19.yy. sonunda Şile Üsküdar yolu çok iyi durumda değildi.
30 Haziran 1929
Nerelerden geçecek?
Üsküdar’la Şile arasındaki yol da bugün nihayet esaslı surette tamire muhtaç bir haldedir. İşte vilayet evvelâ bu yol işini halledecek Üsküdar’dan Ömerli’ye kadar uzanacak olan ana şose oradan dört kola ayrılarak Şile, Irva, Alaca ve Ağva’ya gidecektir.
Bu yollar yapıldığı takdirde vilâyetimizin Boğaza ve Karadeniz’e yakın kısmında derakap iktisadi bir inkişaf başlayacaktır.
28 Ekim 1929 da gazetenin Serbest Kürsü’süne yazan bir mühendis şöyle yakınıyor:
“Yol yapmasını öğrenelim Şile yolu Acıklı bir manzara arzediyor
Üsküdar ile Şile arasındaki mesafe takriben yetmiş kilometreden ibaret olan bu yolun tamiratına geçen sene bahar mevsiminde başlandı. Gazetelerimiz, badema yol inşaatındaki vukufsuzluk ve suiistimalâta mani olabilmek ve ameliyatın daha sıkı bir nezaret altına alabilmek İçin Vilayet yollarının inşaat ve tamiratının doğrudan doğruya Nafia Vekáleti tarafından idare edileceğini bildirmişlerdi. Bu neşriyattan bir müddet sonra Şile civarındaki Korucu köyüne gitmiştim ve Alemdağı ile Haciz köy arasındaki takriben 45 kilometrelik kısımda büyük bir faaliyetle tamirat icrasına başlandığını müşahade etmiştim. Avdetimizde vakit kararmış olduğu halde faaliyet devam etmekte idi, Ben bu manzara karşısında gazetelerdeki neşriyatı hatırlayarak izharı memnuniyet ettim ve bana refakat eden bir arkadaşıma dedim ki: «Bakınız ne âlâ, ilan edilen tedbirin neticesi olacak, eğer bu faaliyet bu suretle devam edecek olursa biz gelecek sene mükemmel bir şose üzerinden geçerek maden mahalline bir iki saat zarfında gidebileceğiz.
Ne çare ki hadisat bizi sonradan büyük bir inkisarı hayale uğrattı. Geçenlerde gene bir maden teftişi için Şileye gitmem icap etti. Üsküdar’dan bir otomobile binerek yola çıktım. Fakat yolun iadei intizamı hakkındaki tahayyülâtım daha Üsküdar’dan ayrılırken zail olmuştu…”
3 Aralık 1929 tarihli haber, mühendise hak verecek nitelikte: Vali Muhittin Üstündağ, “Şile yoluna gelince; bu yolun ehemmiyeti çok fazladır, 33 tarihinden beri belki yüz kere tamirine teşebbüs olunmuş, birçok defalar taşlar getirilmiş, fakat bir türlü tamamlanamamıştır.
Nafia vekâleti yollar umum müdürlüğünden:
İstanbul vilâyetinde Üsküdar-Şile yolunda 72 metre tulünde betonarme Ömerli köprüsünün kapalı zarfla 10/T. Sani/929 Pazar günü saat 15 te Nafia Vekâletinde müsteşarlık makamında müteşekkil komisyon tarafından icra kılınacağından taliplerin münakasa, müzayede ve ihalât kanunu ile olbaptaki şartnameler tarifatı dairesinde hazırlıyacakları teklifnamelerin makbuz mukabilinde vekâlet müsteşarlığına tevdi, eylemeleri ve şeraiti öğrenmek üzere İstanbulda nafia baş mühendisliğine Ankarada yollar umum müdürlüğüne müracaat etmeleri lâzımdır….
Bu arada, şikayetler bitmez;
|
Cumhuriyet, 18 Ağustos 1930 Halk sütunu Şile Üsküdar yolu Şile Üsküdar arasında posta nakliyesinin otomobil ile teminini taahhüt eylemiş bulunduğum cihetle azimet ve avdette gördüğümüzü yazıyorum: 1- Şile'nin Kalealta mevkii civarında on metrelik bir dönemeç mahallinde yol bozulmuş uçurum hasıl olmuştur. Çok tehlikelidir. |
M.Şefik işi gereği kullandığı yol ile ilgili şikayetlerine devam eder.
|
11 ekim 1932 Milliyet Yollara Dair
…Mevsim hasebile yolların bozukluğundan bin türlü müşkülat çekiyoruz Yollarda yer yer hendekler açılmış ve göller hasıl olmuştur. 1-3-931 tarihinde Sileden Üsküdara gelirken Armutlu civarinda çamura batmış bir otomobile tesadüf ettim. Bu otomobil yolu kapatmıştı. Nafia sermühendisine ait olduğunu, otomobil çıkarılamayınca halile terkedildiğini öğrendim. Biz de uğraştık bir semere vermedi. Ömerli’den manda getirdik ve yolu açtık. Fakat bu hal, bize dört saat kaybettirdi ve bittabi posta idaresinin de hoşuna gitmedi. Yolların bugünkü vaziyetinin doğurduğu bu zaruret karşısında makamı aidinin nazarı dikkatini celbetmeyi bir vazife bilirim. Üsküdar Şile posta nakilye memuru Şefik |
"Uzak Şileyi İstanbula bağlayan şoseyi yapmış olmanın sevinciyle söz söyleyen Muhiddin Üstündağ şu fıkrayı anlattı:
- Vaktile Şileli bir Rum Amerikaya gitmiş, zengin olmuş, İstanbula gelmiş. Tabii köyünü görmek istemiş; oraya baş vurmuş, buraya baş vurmuş, fakat Şileye gidecek vasıta bulmamış, dönüp tekrar Amerikaya gitmiş. Arkadaşlar bugün İstanbuldan buraya üç saatte geldik..>>
…
Dün İstanbuldan Şileye varabilmek için karadan dört gün dört gece rahatsız bir yolculuk yapmak veya deniz yolundan gelmek lazımdı. Bugün Üsküdardan otomobille Şileye, rahat bir şoseden iki saatlik yoldur. 93 harbinden sonra hep yapılmak tasavvuru beslenmiş fakat bir türlü benimsenip yapılamamış olan Üsküdar - Şile şosesinin ikmali İstanbul vilayetinin en güzel eserlerinden biridir. "
Belki bu gazete başlığı konuyu abartmış olabilir. O günkü koşullarda, odun taşıyan, manda ve öküzlerle çekilen arabalardan söz edilmişti.
5 Mayıs 1947 tarihli İstanbul Belediyesi ilanı , Üsküdar
Şile yolunda bitümlü katran kaplama ve esaslı tamirat işi ihaleye çıkıldığını
belirtmektedir.
Şile yolunun kaplaması da daha sonra ara ara yenilendi.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder