3 Haziran 2026 Çarşamba

1960'lar Şile I



27 Mayıs 1960 ‘da ihtilal olur. Demokrat Parti iktidarı askeri darbeyle sona erer. Yeni bir dönem başlamıştır. Başlangıçtaki sıkıyönetim uygulamaları zamanla etkisiniz azaltır. 1961 yılında Anayasa kabul edilir. Demokrasiye geçiş ile birlikte daha çoklu bir siyasi ortama girilir.


 

Şile 1961 Anayasa’sına hayır oyu vermiştir.



 Necati Kapancı’nın öncülüğünde başlayan turizm, 1960’larda giderek Şile’nin başlıca geçim kaynaklarından olacaktır. Turan Aziz’in Kumbaba’sı Almanya ve Avusturya’dan gelen yabancı turistlere hizmet veriyordu. Devlet ev pansiyonculuğunu teşvik için kredi vermeye başlar.

 Dündar Berksan, bu arada Turizm Derneği Başkanlığı’nı  üstlenir. Gelen kredilerin dağılımında kısmen söz sahibidir. Şile’de ilk anons sistemi Turizm derneği tarafından kurulur. Turistler dernek kanalı ile evlere dağıtılır. O dönemin Şile gençleri için yaz tatillerinde keyifli bir iş alanı açılmıştır.

 Şile, zaman içinde Yeşilçam için doğal bir plato niteliğini alır. İstanbul’a yakın olması ve farklı doğası ve sahilleri ile çekici bir coğrafyadır.  (“Şile ve Yeşilçam” ayrı bir başlıkta aktarılacaktır)




 

Yapı ve Kredi Bankası Şile’de şube açar. Ziraat Bankası’ndan sonraki ikinci bankadır.

 Şile’ye Rum, Ermeni ve Musevi İstanbullular tatil için gelirler. Bazıları hafta arası İstanbul’daki işlerine gider, aileler tatile devam ederler.

 Bülent anlatıyor: Her yıl tatil için Şile’yi tercih etmeleri nedeniyle bu ailelerden bazıları ile uzun yıllara dayalı dostluklar kuruldu.  Özellikle sepetli motosikletleriyle gelen bir grup İstanbullu Rum her yaz özellikle hafta sonu konvoy halinde Şile’ye gelirdi. Bunlardan bir kısmı aile Akın gazinosunda kalırdı.


 Atılay Erge: “Rahmetli Dimo'nun eşi Anna, Taki'nin Amerika'da yaşadığını   söylemişti. Kapancı Erhan ağabeylerin Akın Aile gazinosu varken Dimo, Taki, Leandros amca, Mariya teyze, sepetli motosikletle her hafta Şileye gelirlerdi. Dimo 2 - 3 sene önce hastalanınca vasiyetimdir öldüğünde yakılıp küllerinin Şile Tersane denizine atılmasını söylemiş. 2 yıl evvel ailesi küllerini Tersane denizine attılar, bizde katıldık o olaya.”

 Bu grup içinde her yaz bizde pansiyoner olarak kalan ve anneannem ile zamanla arkadaş olan Mösyö Parsek ve Madam dediğimiz hanımı, kızları Mari vardı. Mari bizden biraz büyük olmasına rağmen çok iyi arkadaştık. Parsek motosiklet tamircisiydi.

 Parsek Usta, İstanbul motosiklet tarihinin en efsanevi isimlerinden biridir.  Özellikle Pangaltı ve Kurtuluş çevresinde dükkânı olan, motorun sesinden arızayı anlayan "usta üstü" bir zanaatkardı.

 Bülent Berksan anlatıyor: “Benim için Şile’nin altın yılları 1950’lerin sonu ile 60’ların ortalarına kadar olan dönemdir. İlk ve ortaokul öğrenciliğimdeki Şile, bozulmamış coğrafyası, kendine özgü yaşam tarzıyla hala özlemle anılarımda yer alıyor. Arnavut kaldırımı yolları, herkesi birbirine akraba yapan küçük nüfusu, nitelikli öğretmenlerin ders verdiği eğitim kurumları, İstanbul’dan gelen hafta sonu ziyaretçileri, Kumbaba’nın yabancı turistleri, pansiyoner olarak kalan aileler ile kurulan çok kültürlü dostluklar, ev gezmeleri, limansız mendireğin bozmadığı plajlarımız, yakın yerlere yaptığımız piknikler. Her şeyden öteye, ahşap evlerin oluşturduğu betonsuz kent peyzajının görüntüsü.

 Günlük yaz rutinimiz, sabah kahvaltısı, Kamuran-Mefharet ikilisinin işlettiği çardak gazinosuna gidip denize girmek, öğle yemeği, öğleden sonra uykusu, akşamüstü Akın gazinosu veya Bekir’in kahvesinde, Şükrü ustanın fırınından aldığımız halka, çatal ve açmadan oluşan menümüz eşliğinde çay içmek. Gece sinema, sonra bazı akşamlar Balkan dondurmacısında dondurma seansı.

 Sinema çıkışında eve giderken Akın gazinosu yönündeki uzun yolu tercih ettiğimiz akşamlar daha da keyifliydi. Yollarda akordeon çalan genç grupları, o güzelim yaz akşamlarına ayrı bir neşe katardı. Ateş böcekleri gece karanlığının minik fenerleriydi.

 Akın Gazinosu’nda yılbaşı programları da yapıldı. Plak çalınan, yemeklerin yendiği yakın dostların yer aldığı toplantılardı.

 Daha sonra Akın Gazinosu’nun bahçesi günün ihtiyaçları doğrultusunda kapatıldı. Erhan Ağabey döneminde lokantaya dönüştürüldü. Kapanan yerin üstü de otel odaları şeklinde düzenlendi.  Satıldıktan sonra alan yeni sahipleri ise, mimarisini değiştirdiler. Şile dokusuna uymayan, garip bir yapı olarak yaşamaya devam ediyor.”

 8 Haziran 1962 tarihli Milliyet’in Şile tanıtımı

 “Ailenizle birlikte iyi bir yaz tatili geçirmek İstiyorsanız, size Şileye gitmenizi tavsiye ederiz, yalnız daha önce yerinizi ayırtmak şartiyle. Cenevizlilerden beri manzarası ve tabii plajlarıyla Karadeniz’in sayfiye yeri olarak rağbet gören Şileye, Beykoz ve Üsküdar’dan kara yolu ile gidilir. Şile İstanbul arası 72 kilometredir. Otobüsle iki, otomobille 1 1,5 saatte Şileye varılır. Yaz mevsiminde Üsküdardan her yarım saatte bir otobüs ve dolmuş bulmak kabildir. Yol asfalt olup Ömerli’ye kadar düzgündür. Ömerliden sonra kısa mesafeler arasında virajlara rastlanır. Otobüs 3, dolmuş fiat: 10 liradır. Şile sahillerindeki tabil plajların kumu romatizma, siyatik gibi hastalıklara lyl gelir. Umumiyetle halk açıktan denize girer. Yalnız kapalı 28, kabineli bir belediye plajı vardır. Ekseriya denize Ağlayankaya, Şile Feneri, Ocaklı-ada ve motellerin bulunduğu sahillerden girilir. Şilede elektrik ve telefon vardır.

 EĞLENCELER

 Yaz geceleri sabaha kadar aileler aralarında eğlenceler tertiplerler. Kendi muhitinizdeymiş gibi rahat hareket edebilirsiniz. Şilede 2000 pansiyon vardır. Pansiyon fiatları adam başına 5 ilà 15 lira arasında değişmektedir. Ekseriya aylık ve 15 günlük kiralık ev tercih edilmektedir. Aldanmamak için dikkatli olmanız gerekir. Belediyenin bir turizm şikayet bürosu varsa da, bütün malumatı Şile meydanındaki kahveci Hikmet Aydan alabilirsiniz. Şileye gelmeden evvel 21 numaraya telefon etmek suretiyle Hikmet Aydan pansiyonlarda yer ayırtmanız kabildir.

 En Bu güzel Karadeniz kasabasında 5 otel ve iki motel varsa da buralarda gider gitmez yer bulmak imkânsızdır. Şilede sahil boyundaki yalılar yazlık olarak 5000 là 7000 liraya kadar kiraya verilmektedir. Şilede bol miktarda çeşitli balık bulunur. Nefis tekir, lüfer ve barbunya balığı burada çıkar. Her gün körpe danalar kesilir, kilosu 5. 6 liradan satılır. Meyva ve sebze boldur. Su sıkıntısı zaman zaman çekilir. Şilenin 15 lokantası vardır. Bunlardan Ferah, Değirmen, Çınar Şehir, Lezzet ve Belediye lokantaları en iyileridir. Bu lokantalarda içki bulunur, ailece oturulabilir. Ferah ve Değirmen lokantalarında ortalama bir öğle yemeğini 12.5 ila 15 liraya yiyebilirsiniz. Diğer lokantalarda bir et bir sebze yemeği ve meyva veya tatlı yediğiniz takdirde beş liraya yakın bir para ödersiniz. Şilede bir doktor bir dişçı, üç ecza dolabı vardır.

 OTEL VE MOTELLER

 Mehtap oteli: 20 odası ve 40 yatağı vardır. Tek yatak 7,5, çift yatak 12, tek yataklı odalar ise 15 liradır. Her katın banyosu mevcuttur. Lokantası vardır. Manzarası en güzel oteldir.

 Ferah oteli: 14 odası vardır. Odalardan 2 si 3, diğerleri çift yataklıdır. Çift yataklı odalardan deniz tarafında olanların fiatı 17,5 diğerlerinin 15. 3 yataklıların ise 22,5 liradır. Lokanta ve kat banyosu vardır. Bir kişi öğle akşam yemeği ve sabah kahvaltısı ile birlikte 30 lira ödiyerek bir gününü geçirebilir.

 Akın Oteli: 5 odalıdır. 2 odası 2 yataklı, 3 odası 3 yataklıdır. Çift yataklı odalar 12, 3 yataklı odalar 15 liradır. Banyosu ve lokantası yok-tur.

 Seyhan oteli: 7 odalıdır, iki oda tek yataklı, diğerleri üç ve dört yataklı-dırlar. Tek yataklı odalar 7, üç yataklılar 15, dört yataklılar 20 liradır. Lokantası yoktur.

 Deniz oteli: 16 odalıdır. 3 tek yataklı odalar 7,5, 12 çift yataklı oda-lar fiata 12 liradır. Koğuş şeklindeki ailelere verilen odalarda tek yatak beş liradır. Katlarda banyo mevcuttur. Lokanta ve plåj yeri vardır.

 Kumbaba moteli: Şileye 3 kilometre mesafede olan Kumbaba moteli tam bir dinlenme yeridir. Motel yarım-ada şeklindeki sahil parçası üzerinde bulunmaktadır. Suyu, elektriği, telefonu vardır. Öğle akşam yemeği ve sabah kahvaltısı dahil bir günlük üereti 40 55 liradır. Motel 33 odalı ve 80 yataklıdır. Plajın kumu kükürtlü ve çeliklidir, romatizma has-talıklarına iyi gelir. Motelde evvel-den yer ayırtmadığınız taktirde yer bulmak imkânsızdır. Yer ayırtmak İçin Şilede Kumbaba 38 numaraya telefon etmeniz lázımdır.

 Belediye moteli: Şilenin içinde sahil kenarındadır. Motelde 20 oda vardır. Yatak fiatları 15 -20 lira arasında değişir. Motelin plaj ve lokantası mevcuttur.”



 Değirmen Otel

Şile’nin sosyal hayatında Değirmen Oteli’nin de önemli bir rolü vardır. Yılbaşı ve bayram tatillerinde gelen otel müşterisi, ortalama gelir seviyesinin üstündedir. Değirmen otel zaman içinde Şile’deki birçok sosyal etkinliğe de ev sahipliği yapar.

 Otelde birçok sanatçı kalır. Bu sanatçılar Şile tarihine Değirmen Oteli sayesinde katılırlar.

 Değirmen Otel adeta bir Şile markası olur. Şile’nin tanıtılmasında önemli bir yer edinir. Değirmen Otel Şile’yi kimlerle buluşturmaz ki:

 Mustafa ve Faruk Değirmenci kardeşler, önceki dönem deneyimlerini Değirmen Oteli’nde değerlendirirler. Umarım bir gün o mekânın da tarihi yazılır.

 27 Ağustos 1964 Akbaba

Nimet Arzık

Memed Alinin yaş günü!

 Her yaz, bir ay Şileye giderim. Tek sadakatımdır Şile... Ve her yaz beni misafir eden yer hakkında bir-kaç teşekkür satırı yazmak isterim... Düşünürüm neden bahsedeyim diye...

 Dünyanın en güzel, en temiz, en kaprisli denizine maliktir Şile, amma bunu herkes biliyor... En ince de kumuna, bunu da herkes biliyor!

 Bilmedikleri şey... Orda yaşamayınca bilinmez...

 Size oranın havasını anlatmak için bir ufak sahneyi anlatayım.

 Değirmen lokantası... Gelenek tutmağa başlıyan bir lokanta... Büyüdükçe büyümüş, büyükçe büyümüş... Daha bitmemiş bir otelin altında... Otel bitince, çok rağbet olacak otele... Ben de daha rağbetsiz yerlere göçeceğim!...

 Otelin pencereleri denize bakıyor.

 En itibarda masasında bir grup. Zarif zarif, ince ince, yanık yanık (güneşten) hanımlar... Her sınıftan... Artisti (artistler çok rağbet ediyorlar Şileye...), memuru, iş adamı... Grubun ortasında bir adam. Burnu kırmızı, sırtında karolu ve yeni giyilmişliğin hamlığını taşıyan bir gömlek! Adam yaşlıca, çile görmüşce... Gülüyor.. Arada bir sallanıp dikilerek kadeh kaldırıyor. Masadaki zarif zarif, ince ince, yanık yanık hanımlar, o içtikçe keyifleniyorlar kendi susuzlukları giderilmişçesine!

 <Kim bu» dedim bir garsona...

 - «Şilenin çöpçüsü Memed Ali! Bugün yaş günü de, lokantanın sahibi, onu akşam yemeğine dâvet etti. Hediyeler de verildi kendisine paket paket... E tabiî, yirmi beş senedir burada hizmet ediyor...>>>

 İşte Şile bu!.. Yirmibeş sene hizmet edenlerin kadrini bilir bir Şile... Darısı Ankara'nın başına derim... «Görülen lüzum üzerine!>


 


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder