Birinci Dünya Savaşı’na hangi koşullarda girildiği bazı tartışmalı yönler olsa da bilinmektedir. Savaşın Şile bölgesine birçok yönden olumsuz etkisi olmuştur. Her şeyden önce sahiller, itilaf devletlerinin tarafında savaşa giren Rus donanmasının etkisi altındaydı. Rus donanması savaşın ilk yıllarında Karadeniz’deki taşımacılığı engellemeye çalışmış, bu arada Şile dahil birçok sahil bölgesini donanma topçusu ile ateş altına almıştır. Bu konudaki detay ekteki bağlantıda verilmiştir.
Ayrıca savaşın ilerleyen döneminde, bölgede devlet otoritesinin zayıflamasına paralel olarak, asker kaçaklarının oluşturduğu asayiş sorunları da artmıştır. Diğer yandan bölgenin coğrafi yapısı geleneksel olarak çetecilik ve eşkıya eylemleri için uygundu. Savaş bu gibi eylemlerin daha da artmasına neden olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı Döneminde Yeniköy Rum çeteleri ve Şile Bölgesinde Asayiş
“Seferberliğin başlangıcında Yeniköy çeteleriyle mücadelede karşılaşılan bazı güçlükler; 1914 yılı içerisinde Osmanlı Devleti'nin seferberlik ilan etmesi ve ardından Dünya Savaşı'na dahil olmasıyla başlayan süreçte İstanbul'un yanı başında faaliyet yürüten Yeniköy çetelerinin hükümet tarafından etkisizleştirilmesi daha akla yakın bir gelişme olacakmış gibi görünse de olaylar tamamen aksi istikamette cereyan etmiştir. Başlangıçta Yeniköy çeteleriyle mücadele konusunda hükümeti sıkıntıya sokan iki unsur ön plana çıkmaktaydı. Bunlardan birincisi asker kaçakları meselesi. İkincisi de Harbiye Nezareti'nin bölge jandarması üzerindeki kimi tasarruflarıdır.
Seferberlik döneminde asker kaçakları sorunu hükümeti yoran meseleler listesinin üst sıralarına süratle tırmanmaya başlamıştı. Sorun, askere olan ihtiyacın ötesinde bu kaçakların yeni çeteler oluşturmak veya mevcut çetelere katılmak suretiyle iç güvenliği tehdit eden unsurlara dönüşmeleriydi. Üsküdar livası söz konusu olduğunda bu sorunun merkezinde Yeniköy Rumları durmaktaydı.” (1)
“1916 senesi Haziran ayına gelindiğinde, faaliyetlerini özellikle Şile ve Gebze'de yoğunlaştıran Yeniköy çeteleri karşısında jandarmanın elde ettiği kısmi başarılar bölge asayişini makul bir seviyede tutabilecek yeterlilikte olmadığı gibi müfrezelerin verdiği bazı şehitler, meseleyi daha da hassas bir hale getirmişti. Örneğin Yeniköy'de eşkıya tarafından katledilen Jandarma Mehmet Ali oğlu Bekir'in katillerini aramak üzere görevlendirilen müfreze, asker kaçaklarından oluşan bir çete ile girdiği çatışmada bu sefer de Prizrenli Mehmet'i şehit vermişti. Bu gelişmeler üzerine İstanbul Vilayeti ya jandarmanın personel, silah, elbise, teçhizat ve iaşe eksiklerinin giderilmesini ya da yalnızca takibat işini yürütmekle vazifeli yeteri kadar askeri kuvvetin süratle devreye sokulması için girişimlere başlanmasını 12 Haziran 1916 tarihli yazısıyla Dâhiliye Nezareti'nden talep etti.
Sonuçta İstanbul Vilayeti'nin önerdiği şekilde gerek İstanbul ve gerek Üsküdar cihetlerinde 5 Temmuz 1916 tarihinden itibaren takip müfrezelerinin vazifeye başladı. 5 Ağustos 1916 itibarıyla bunların yakaladığı asker kaçaklarının sayısı kırk beşi bulmuştu". Bundan sonra nizamiye müfrezelerinin ve jandarmanın asker kaçaklarına ve eşkıyaya karşı yürüttüğü operasyonlar devam etti. Özellikle Yeniköy'de yapılan aramalarda önemli sonuçlar alınıyordu. Dersaadet Jandarma Alay Kumandanlığı'nın ifadesiyle "menba-1 şekavet olan ve hizmet-i vataniyyesini îfâdan her vakit tevakki eden mezkûr köyde icra edilen her taharride yirmiden fazla firari zuhur edip derdest edilmekte" idi.” (1)
Yeniköy Rumları çete faaliyetlerini destekledikleri gerekçesi ile başka bölgelere tehcir edildiler. Ancak bir şekilde bölgede kalanlar çetecilik faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiler. Burada bütün bir köy ahalisinin devlet karşıtı tutumda olduğu anlaşılmamalıdır. Seferberlik ilanıyla beraber, Yeniköylü bazı Osmanlı vatandaşları orduya katılmış ve hatta hayatlarını kaybedenler olmuştur.
Rum Ortodoks halkının Rusya’ya olan yakınlığı bilinmekteydi. Boğazın Anadolu yakasındaki güvenliği açısından, bu bölge halkının ayrıca denetlenmek istediği de dikkate alınmalıdır.
Savaşın yöre halkının günlük yaşamına etkisi de olumsuzdur. Özellikle un sıkıntısı had safhadır. Deniz taşımacılığının sekteye uğraması, temel ihtiyaçların karşılanmasını sıkıntıya sokar. Bu konularda Dâhiliye Nezaretine tekrarlanan dilekçeler gönderilir. 1917 yılı Kasım Ayı itibari ile zahire sıkıntısı dayanılmaz boyuttadır. Günlük 40 çuval ihtiyacına karşın, haftada 45 çuvala düşürülen istihkakın yetersizliğinden şikâyet edilir.
(1)Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke Döneminde Yeniköy Rumları, Murat Aydoğdu, Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, Sayı -17, 2010
(2)Türklerin ve Rusların Gözüyle 100’üncü Yılına Girerken Karadeniz Baskını ve Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na Girişi, Doç. Dr. Tuncay Öğün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Muğla Prof. Dr. Alfina Sibgatullina Rusya Bilimler Akademisi, Moskova, H i s t o r y S t u d i e s Special Issue on Balkan Wars Volume 5/Issue 6 2013
(3)Rus Donanması’nın İstanbul Boğazı Önündeki Faaliyetleri, Mustafa Selçuk, Tarih Dergisi, Sayı 47 (2008}, İstanbul/2009, s. 121-140
(4)Şile’nin Kurtuluşu, Birinci Dünya Harbi ve Mütareke Dönemlerinde Şile, Mümin Yıldıztaş, Şile Belediyesi Yayınları, 2017
🔎 Birinci Dünya Savaşı’nda Şile Bölgesinde Asayiş Sorunları
🔎Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Donanmasının Faaliyetleri veŞile
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder